22 Temmuz 2016 Cuma

22 TEMMUZ 1980 İŞÇİLERİN KARA GÜNÜDÜR

DEVRİMCİ İŞÇİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU Kurucu Genel Başkanı Kemal Türkler, 22 Temmuz 1980 Günü evinin önünde öldürüldü. Türkiye sendikal hareketine, devrimci sınıf ve kitle sendikacılığı ilkesini yerleştiren ve uygulanması için büyük uğraşlar veren Kemal Türkler'in ölümü, işçi sınıfının sendikal mücadelesine kara gün olarak oturdu. Ay tutuldu, yıldızlar görünmez oldu.

Kemal Türkler; uzlaşmacı, işbirlikçi ve işveren destekli sendikal anlayışa karşı mücadeleyi, prensip haline getiren sendikacıların başında gelenlerdendi. İşçi sendikalarında tabanın yani üyelerin, söz ve karar sahibi olma ilkesini sendikal yaşama uygulamak ve uygulattırmak için çok büyük uğraşlar verdi. İstanbul Bakırköy de faaliyet gösteren, Emayetaş Madeni Eşya Fabrikasında çalışmaya başlamış, Türkiye Maden-İş Sendikasına burada üye olmuştur. Sendikanın alt organlarında çeşitli görevlerde bulunduktan sonra 1954 yılında sendikanın başkanlığına seçilmiştir.

1954 Yılından itibaren ülke genelinde faaliyet gösteren MADEN - İŞ'i sağlıklı bir örgütlemeye kavuşturmak için çok çalışmıştır. Bu uğraşlar sonunda MADEN - İŞ, 1958 Yılından itibaren, maden ve madeni eşya iş kolunda hatırı sayılı sendikalar arasına katılmıştır.



1962 Yılında MADEN- İŞ üyesi oldum. Sendika işyeri temsilciliği, şube gençlik kolu başkanlığı yaptım. Daha sonra şube başkanlığına seçildim. Bölge konseyinde bölge temsilciliğine seçildim.
Çok önemli işyerlerinin, sendikal örgütlenmelerini tamamladım. Şube başkanı ve bölge temsilcisi olarak çok başarılı sözleşmeler yaptım.

İşçilerin haklı oldukları bir çok grevi yönettim sonuçlandırdım.
MADEN - İŞ Sendikasının alt organlarının tamamında görev aldım.1974 Eylül ayında yapılan ve sendikanın en üst organı olan, Genel Kurulunda, Genel Başkan Vekilliğine seçildim. Aynı zamanda, toplu sözleşme, araştırma, ücret ve ekonomi dairesi başkanlığını yönettim.
Tüm bu görevlere, hep seçimle, seçilerek geldim.

Demek istediğim, Kemal Türklerin Genel Başkanlığını yaptığı ve Türk sendikal hareketinin en önemli kilometre taşlarından birisi sayılan MADEN - İŞ sendikasının tüm organlarında görev aldım çalıştım.
DİSK'in kuruluşunda görev aldım.
Kemal Türkler'in DİSK başkanlığı sırasında konfederasyonun büyüyüp gelişmesine katkıda bulundum, ilkelerinin oluşmasına ve hayata geçirilmesine omuz verdim.

Bu süreler zarfında sayın Türkler'le birlikte çalıştım. Onu çok yakından tanıdım. Üye ve yönetici olduğum dönemlerde, diğer arkadaşlarımızla beraber gözümüz, hep genel başkanımızın üzerinde oldu. Kendi metotlarımız usulünde onu, kollayıp korumaya çalıştık.

Sayın Genel Başkan, elbette korunmalı ve kollanmalıydı. MADEN - İŞ Sendikası, üye çoğunluğu, sendika yönetici kadroları, araç gereç ve mali yapısı ile çok büyük bir kuruluştu.
Genel Başkan Türkler'in sendikal mücadeledeki inanç ve inatçılığı, elbette o yıllarda çok sayıda karşıt görüşlü ve kötü niyetli kişi ve kuruluşların hoşuna gitmiyordu. Bu gerçekler ışığında bakıldığında Kemal Türkler, o günkü koşullarda, sadece bir emniyet mensubunun korumasına bırakılmalı mıydı? İlave yapılarla korumaya yardımcı olunamaz mıydı?

Kemal Türkler'e el kaldıran, silah sıkan, tetikçilere emir veren ve onları yönlendirenler, rahat uyuyabiliyor musunuz?
Kazancınız neydi, ne oldu?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder