12 Nisan 2020 Pazar

15-16 HAZİRAN DURUŞMASI VE KEMAL TÜRKLER

Hanifi Öztürk
    Yazıyor

15-16 HAZİRAN DURUŞMASI SELİMİYE KIŞLASI

"Biz işçi sendikaları olarak, üyelerimizi ve yalnız işyerlerinin birer ünitesindeki, basit günlük, işçi ve işveren münasebetiyle, uğraşır durumda bırakmak isteyenlerden değiliz.  Bu, hayatı  tümüyle ele alan ve hayatı severek yaşanır bir güzelliğe getirilmesine çalışan, sendikacılığa dair kalplerin cenderesinde bulunan bir anlayışın mensuplarıyız. Çalışma ve yaşama koşularının bir bütün olarak ele alınması, sendikal mücadelede, öncü rolünü üstlenmesi gerekiyorsa MADEN-İŞ bu görevi üstlenmeye hazırdır,”  diyordu Kemal TÜRKLER        

DİSK’in 25 sanıklı 15-16 Haziran olaylarına ilişkin davası,  21.8.1970 günü sabahı başlamış ancak; mahkeme  heyeti ile sanık avukatları arasında çıkan  sert tartışmalar yüzünden  kimlik tespitleri daha sonraya bırakılmıştı.

28 AĞUSTOS 1970 günü  duruşma salonunda yer bulabilen şanslı izleyicilerden biri de bendim.Mahkeme heyeti; Tümgeneral Mehmet HARPUT, Hakim Yüzbaşı Muzaffer BAŞKAYNAK, Hakim Yüzbaşı Hamdi ÖNCÜLOĞLU’dan oluşmuştu.Kemal TÜRKLER sorgusu sırasında savcılık tutanağındaki bir noktada, düzeltme yapmak istediğini belirterek şunları söyledi. "Savcıya verdiğim ifadede ben, Orgeneral Kemal Atalay’la görüştükten sonra, vasıta ile sendika genel merkezine gelirken, yolda gördüğümüz fecaattan dolayı Çarşamba günü yapılacak mitingi Cumartesine erteledik cümlesini kullanmadım." 

"Ayrıca bazı kişilerin tutum ve davranışlarından bu kanun tasarılarına taraftar olmadıkları gibi bizi de tasvip etmeyenlerin, daha doğrusu bu düzene karşı ve aynı zamanda bize de karşı olanların tahrik etmiş olması, muhtemeldir, kanaatindeyim de demedim. 

"Sadece on yıldan beri işçilerin, anayasal özgürlüklerini, grev ve toplu sözleşme özgürlüklerini öğrenmiş bulunduklarını, keza bugünkü iktidarın,(DEMİREL) Çalışma Bakanının, onun hükumetlerinin, onun parti ve parlamento grubunun, ekonomik ve sosyal bakımdan ve bu güne kadar, yürütmüş olduğu yanlış ve ters tutumu, işçilerden oy almalarına rağmen, işçilere karşı ters politika izlediklerinden, işçiler bu protestoları yapmışlardır tarzında söylemiştim, savcı hazretleri bu noktayı kasten zapta geçirmiştir."

Hakim öfkeyle seslendi; “Savcılık makamı diye bir makam var, cumhuriyet savcısına hazret diyemezsiniz" dedi. TÜRKLER geri adım atmadı ve şu karşılığı verdi.  "Tarafsızlığını ihlal eden bir savcıya yakışır  bir sıfatı lütfen siz tayın edin!" Hakim daha da öfkelendi ve "burada yargılamayı ben yapıyorum" dedi. Türkler bir anda sanıklık durumunun üstüne çıkıp, yargılayan duruma gelmeyi başarmıştı. Son sözü de o söyledi; "Eğer mahkeme tarafsız bir yargı yapmıyorsa, kimin kimi yargılayacağını tarih bir gün elbet gösterecektir!"

Kemal Türkler, işçi ailesinden gelmişti. Kemal Türkler'in, liderliği, öngörüsü, kararlı ve onurlu duruşu, yeteneği ve mücadele azmi hem Türkiye sendikal hareketine, hem de mesai arkadaşlarına pek çok deneyim kazandırmıştır.
Işıklar içinde yatsın.                    

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme