
12 Eylül öncesi tarihlerde darbeyi oluşturanlar ve olgunlaşmasına destek verenler, arzuladıkları iktidar yönetimini taze bir emekli amiralin başbakanlığında, peydahlandığını gördüler.

Darbeci Kenan Evren ve onun sivil uzantısı olan Turgut Özal,ın hazırladığı zengin şerbetini (24 Ocak kararlarını), birlikte şevkle içtiler zevkle uyguladılar. İşçi sınıfının yıllar boyunca demokratik mücadelelerle elde ettiği kazanılmış haklarının gasp edildiği bir tarihin başlangıcıdır 12 Eylül...
Çalışanların, demokratik mücadele sonucunda, toplu sözleşmeler yolu ile elde ettikleri ikramiye, kıdem tazminatı, çalışma süreleri ve iş güvenliği gibi kazanılmış haklarını birer birer tırpanladılar.
Yani çalışanlar canlarını devlete emanet etmiştir. Devletin ilgili kurumları, Çalışma Bakanlığı, bağlı birim yetkilileri, iş müfettişleri bu emanetlere sahip çıkmalıdır.DAĞ FARE DOĞURDU MU?
Son güne kadar "Grevden başka çaremiz kalmadı; Zonguldak maden işçileri ve Darphane işçileri greve çıkacaklar," diyen TÜRK-İŞ Başkanı, "Sendika başkanları ile beraber karar verdik, söyleyecek bir şeyim yok, imza atacağım,” diyerek hem kendi anlayışını hem de diğer yöneticilerin kararını belirtmiş oldu.
Demek oluyor ki akıllarında ve kararlılıklarında gerçekten bir eylem fikri bulunmayanların söylemleri, çoğu zaman bir şey ifade etmiyor.
Evet, grev sendikal bir eylemdir. Menfaat grevi, hak grevi gibi türleri de vardır. Bilindiği üzere 1982 Cunta Anayasası ile işçilerin bu en tabiî hakları da tırpanlandı. İş hayatında eylem deyince çoğu insanın aklına, hemen her zaman grev gelir...
Göğsünüzü gere gere, içinize sinen, işçinin onay verdiği ve işçi kamuoyunun kabullendiği bir toplu iş sözleşmesi imzaladıysanız mesele yok.
Acaba öyle mi oldu?
Bakın Yalçın Bayer, 14 Ağustos 2019 tarihli Hürriyet'teki yazısının bir bölümünde, "Türk-İş bugüne kadar mücadeleci değil, sürekli uzlaşan bir konfederasyon olmuştur ve gene yanıltmadı," diyerek TÜRK-İŞ'in ana vasfını ve uzlaşmacı tavrını tek cümleyle özetliyor.
Bu verilere göre sendikalara üye olma oranı yüzde 13,7 olarak görülüyor. Yani çalışan her 100 işçinin 13,7 si sendika üyesi durumundadır.| Hüseyin Ekinci |
Bu yıl Soma’da ramazan nedeniyle geniş katılımcı miting yapılmayacak. Onun yerine aileler bugün saat 13.00’te Soma 301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği’nde buluştuktan sonra Madenci Anıtı’na yürüyecek. Buradaki basın açıklamasının ardından da şehitliğe gidilecek. 4 yıllık yargı sürecinin sonunda tutuklu sanıklardan şirket yöneticisi Can Gürkan’ın İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararıyla tahliye edilmesi; üstelik maden işletme izninin iade edilmesi, anmaya da damgasını vurdu. Katliamda oğlu Uğur Çolak’ı yitiren İsmail Çolak, AKP’nin başbakanları, bakanları, bürokratlarının tamamının verdikleri sözleri tutmadıklarını, adalet önünde de hesap vermediklerini vurguladı. Olaydan 1 yıl sonra başlayabilen yargılama sürecinde de değişen savcılar, katliamın FETÖ’ye bağlanmak istenmesi gibi “alaycı” yaklaşımlarla karşılaştıklarını anımsatan Çolak, “Yıllardır verdiğimiz mücadele, sanıklara ödül gibi kararla sonuçlandı. Bu da yetmezmiş gibi cezaların artırılmasını istediğimiz halde, İzmir 15. Bölge Ceza Dairesi, yangından mal kaçırır gibi verdiği kararla patron Can Gürkan’ı tahliye etti. Birkaç yıllığına iptal edilen maden işletme yetkisini de iade etti. Şimdi Yargıtay’ın, katillere verilen ödül gibi kararı iptal etmesini, davanın yeniden görülmesini kararlaştırmasını bekliyoruz” dedi.
![]() |

![]() |
| Bedri Koraman (Tarihi Tekâmül) 09.03.1963 Milliyet |
![]() |
| Sunguroğlu |