13 Şubat 1967 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Şubat 1967 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2019 Cumartesi

15-16 HAZİRAN 49. YIL


15/16 HAZİRAN 1970 Büyük İşçi Direnişi; Türkiye işçi sınıfının sendikal hareketleri içinde, inançla, korkusuzca, dayanışarak yaptığı bir emek mücadelesidir.
Elde ettiği kazanımı, anıt olarak işçi sınıfı harmanına diktiği büyük bir yapıttır...
Bu yapıt yağmurdan, kardan, rüzgârdan, güneşten asla etkilenmeyecek...

İşçi sınıfının sendikal özgürlük mücadelesinde yüzyıllar geçse de hatırlanacak, konuşulacak, yazılacak, çizilecek.
Söylemem o ki işçi sınıfı ve emek dostları tarafından sürekli hatırlanacak...
Hatırlandıkça da onurla, gururla konuşulacak... 

Yüzbinlerce işçi, sendikal özgürlük için, hak için, adalet için, işçilik onurları için, 15 Haziran günü İstanbul başta olmak üzere, Kocaeli, Bursa, İzmir, Ankara ve yurdumuzun pek çok yerinde,  çalıştıkları fabrikalarda işbaşı yapmadı.

DİSK ve üyesi sendikaların kapanmalarına yol açacak olan ve  alelacele çıkarılan  antidemokratik yeni "sendikalar yasasını" protesto etmek ve bunu kamu oyuna duyurmak için en yakınlarındaki fabrika işçileriyle buluşarak yürümeye başladılar...

Yeni "sendikalar yasası" Anayasa'ya aykırı olarak çıkarılmıştı. İçerdikleri konular devrimci ve gerçek sendikacılığı yok edecek maddelerle doluydu. Sanki zenginlik; işçilik onuru doğrultusunda yükselen sendikal haklara, işçi ve ailesinin ekmeğine göz dikmişti!

Hüseyin Ekinci
İktidar, kendisini sürekli alkışlayan uzlaşmacı diğer konfederasyonların oluşturdukları sendikal çalışmalardan  hoşnuttu ve hep böyle devam etsin istiyordu.

DİSK ve üyesi sendikaların giderek güçlenmesi, sermaye çevrelerini de rahatsız etmeye başlamıştı.

Süleyman Demirel iktidarı,  13 ŞUBAT 1967 Tarihinde kurulan ve her geçen gün sendikal örgütlenmesini ileriye götürerek güçlenmeye başlayan gerçek ve devrimci sendikal hareketi budamak, bu hareketleri daha da yüceltecek olan sendikaları kapatmayı hedef almıştı.

İşçilerin, 15-16 Haziran 1970 günlerinde ortaya koydukları şanlı yürüyüşleri, disiplinli eylemleri, birbirleriyle buluşmaları, birlik ve birleşmenin en büyük güç olduğunun farkına varmaları, başta iktidar olmak üzere sermaye çevrelerini oldukça şaşırttı.  Çalıştıkları fabrikaları, makine, alet edavat, ham madde ve mamul malları her türlü provokasyonlara karşı, işçilik namusu gereği gözleri gibi korudular.


MALTEPE ASKERİ CEZAEVİ

İstanbul ve Kocaeli'de "SIKI YÖNETİM" ilan edildi.
DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler ve T. MADEN-İŞ Sendikası Yürütme Kurulu üyeleri gözaltına  alınıp, tutuklanarak Maltepe Askeri Ceza evine konuldu. Hemen bir gün sonra ise 14 Haziran Günü Merter toplantısında, konuşan işçiler ve bazı fabrika baştemsilcileri de aynı ceza evine konulmak üzere çalıştıkları fabrika ve evlerinden alındılar.

Mahkemeler SELİMİYE KIŞLASINDA yapıldı.

Selimiye Kışlasını bilenler, dışarıdan bakıldığında yamuk şekilde bir planla yapılan bu büyük yapının içine girildiğinde hemen ürkütücü bir durumla karşılaşabilirler. Hele, böyle sıkı yönetim uygulanması veya askeri darbe dönemlerinde, ürkütücü duruma bir de korkutuculuğu ilave etmek gerekir.

İşte bu yapı içerisinde kurulan mahkemeler döneminde askeri savcılığın bildirimi üzerine benim de ifademe baş vurulmuştu. Şimdi hatırlayabildiğim kadarıyla "Ali" isminde, binbaşı veya yarbay rütbeli  sivil kıyafetliaskeri savcı tarafından ifadem alınmıştı. Savcı, asık bir suratla "anlat bakalım işçileri neden yürüttünüz?" Demişti. Benim cevabımı beklemeden odada bulunan ve sanki benimle hiç ilgilenmez görünen Albay rütbeli başka bir subay savcıya dönerek "neden soruyorsun, bunların düşüncelerini biliyorsun tutukla gitsin" diyerek bana sıkı bir gözdağı vermek istemişti.

İKİ ASKER KARDEŞ

Bu soğuk ve ürkütücü büyük yapının, anlatılan bir rivayete göre daha da büyüklüğü şöyle dile getiriliyor. İki kardeş bu kışlada askerlik yapmak üzere teslim olmuşlar ve üç yıl askerlik yapmışlar, ama bu üç yıl içinde birbirlerini aramalarına rağmen buluşmaları mümkün olmamış.

Elbette yargılamalar sonunda tahliye kararı verildi.
Bu son duruşmada salonda bulunan sendikacı, işçi ve duruşmayı izleyenler ayağa kalkarak" gün doğdu hep uyandık" marşını birlikte  söylediler.

Nitekim işçilerin haklılığı anlaşıldı. Anayasa Mahkemesi alelacele çıkarılan antidemokratik bu yasayı iptal etti.
Yargılanan yönetici ve işçilerin tamamı mahkeme kararlarıyla beraat ettiler.

DİSK, daha da güçlenerek üye sayısını beşyüzbinlere taşıdı, sendikal mücadele tarihine işçi lehine birçok yenilikler kattı...

Özellikle DİSK'İN kurucu ve lokomotifi konumundaki, TÜRKİYE MADEN-İŞ SENDİKASI, başta kurumsallaşma olmak üzere, sendikal örgütlenme, eğitim ve toplu sözleşme yapımı konusunda birçok ilklere imza attı.
Her demokratik eylem ve çalışmalarının sonuçlanmasında "tabanın söz ve karar sahibi olma" ilkesini  uygulayarak hem büyüdü hem de gerçek sendikacılığa örnek oldu.

Hüseyin Ekinci olarak, sendikal demokrasiye inanmış ve bu ilkelerin hayata geçirilmesine çırak, kalfa ve usta olarak, sendikal demokrasinin gelişmesi, yerleşmesi uygulanması çabalarına, katkıda bulunduğum için çok mutlu ve çok gururluyum...




11 Şubat 2018 Pazar

GEÇMİŞTEN GELECEĞE SENDİKAL HAREKETLER VE DİSK

TÜRK-İŞ,  1952 Yılında kuruldu. İzmir'de yapılan ilk genel kurulda başkanlığa İsmail ARAS getirildi. 1960 Yılına kadar kendi içinde yönetsel çekişmeler nedeniyle, fazla bir varlık gösteremedi. Daha sonra Nuri BEŞER Genel başkan oldu. Nuri BEŞER kısa bir süre sonra adli bir karar gereğince Başkanlıktan düşürüldü. 

Seyfi DEMİRSOY Genel Başkan oldu. Genel Sekreterliğe ise Halil TUNÇ getirildi.
Seyfi DEMİRSOY başkanlığındaki TÜRK-İŞ, üye sendikalar arasında uyguladığı ayırımcı çalışma yöntemi nedeniyle sağlıklı bir gelir 
dengesi oluşturamadı. Birçok üye sendika üyelik aidatlarını ödemediler. TÜRK-İŞ, personel ücretlerini bile ödeyemez duruma geldi. 
Amerikan Yardım Teşkilatı'ndan (AID ve OICD) aldığı yardımlarla mali yapılarını güçlendirdi. 

Gerek TÜRK-İŞ, gerekse üye sendikaların yöneticileri eğitim adı altında uzun sürelerle Amerika Birleşik Devletlerine seyahat yapar oldular. 

PARTİLER ÜSTÜ POLİTİKA

İşte bu tarihten sonra TÜRK-İŞ yönetimi, kendine bir yol haritası belirledi.(!) Adını da
"Partiler Üstü Politika" koydular, bu deyimi de ilkeleri olarak benimsediler. Bazı sendika yöneticileri sendikal mücadelede böyle bir politikanın yanlışlığını dile getirmeye başladı. İşçi sendikalarının politikası, mutlak işçiden ve işçi menfaatleri doğrultusunda olmalıydı. 

Ancak Türk İş Yönetimi, o zamanlar üyesi olan Türkiye Maden -İş Sendikasına bağlı KAVEL işçilerinin 1963 Yılında başlattığı Anayasal şanlı direnişlerine sahip çıkmadığı gibi, başka iş kollarında çalışan işçiler vasıtası ile bu direnişi kırmaya çalıştı. 1964 Yılında devam eden yasal grevleri (T.DEMİRDÖKÜM, ARÇELİK, SUNGURLAR) yetkisi olmadığı ve kanunda yeri de bulunmadığı halde, Kıbrıs olaylarını bahane ederek durdurma kararı aldılar. Bu durum grevdeki işçilere elbette çok zarar verdi...


CUMHURİYET GAZETESİ VE PENCERE

Huylu huyundan vazgeçmiyor. Türk-İş Yönetimi 1977 yılında da MC iktidarı ile birlikte, Mannesman Grevini kırmaya çabalıyordu. 



Büyük insan bilge gazeteci İlhan Selçuk, Cumhuriyet gazetesindeki Pencere isimli köşesinde "Mannesman Gerçekleri" başlığı ile bu konudaki olumsuzlukları yazmıştı.

Türk-İş, 1965 Yılında MADEN - İŞ tarafından başlatılan, İzmit'teki MANNESMAN Boru Fabrikası grevinin, başarılı olmaması için çeşitli çalışmalar(entrika) yürüttü. 

KRİSTAL -İŞ SENDİKASI VE PAŞABAHÇE GREVİ

Paşabahçe işçilerinin Kristal - İş Sendikası tarafından başlatılan yasal grevini de durdurma kararı aldı. Grevin başarılı olması için, Paşabahçe işçilerinin yardımına koşan, MADEN-İŞ ve LASTİK-İŞ sendikalarını geçici olarak üyelikten ihraç etti. T. MADEN-İŞ'İN başarılarını engellemek için sarı sendikalarla işbirliği içine giriyordu. İşte bunlar ve işçiden yana olmayan birçok uygulamaları nedeni ile konfederasyon içinde çalkantılar başladı.

Proleter ruha sahip metal işçileri, ve onun gerçek sendikacılık ilkelerine inanmış yöneticileri daha fazla beklemediler. 
Uzlaşmacı sendikal yapıya bir daha dönmeme kararı verdiler.

Umut....

Gelecek...