19 Ocak 2020 Pazar

KANLI PAZAR

Sevgili Hanifi Öztürk yazmış olduğu iki kısa anı yazısıyla "sendikalhareketler"isimli blog'uma misafir oldu. O'nu severek ve takdir ederek ağırlamak elbette bana zevk ve gurur veriyor. Bundan sonra yazdığı yazılar da elbette bu blogda yer bulacaktır.

T.MADEN-İŞ ve DİSK toplumu içinde çok uzun zamandır tanırım. Sayın Öztürk sendika üyeliğini,
sendika işyeri temsilciliğini, şube ve daha sonraları bölge organizatörlüğünü ve en sonunda da önemli bir sanayi bölgesinin, bölge temsilciliğini (bölge başkanı) başarıyla yönetti.
Türkiye Maden-İş Sendikasının üye sayısının, otuzbinlerden, seksenbinlere çıktığı şahlanma dönemine omuz verenlerin ilkleri arasında oldu.

Bölgesi içinde, işçi sorunlarını ilk elden çözüyor, yasal fabrika grevlerini başarıyla yönetiyordu. Genel Yönetim Kurulu Toplantılarında ise her zaman yol gösterici yeni önerilerle fikirlerini belirtenlerdendi.

HANİFİ ÖZTÜRK                        KANLI PAZAR
          YAZIYOR          
Bu vahşetin mimarı AP  idi. 
İstanbul Kartal'da Singer, Topçularda da Horoz Çivi işçileri, sendikal haklarını korumak için direnişe geçmiş ve fakat, gerici güçlerin feryat figan (iş yerleri tahrip oluyor) yaygarası üzerine polis, Singer'de 114, Horoz Çivide de 20'den fazla işçiyi göz atına alıp, karakolda işkence etmişti.


Diğer taraftan İstanbul Boğazı'na demir atan, 6. Filonun askerleri karaya çıkmak isterlerken devrimci gençler tarafından, sandallardan indirilip Kabataş İskelesinde denize atılmışlardı.
Türkiye Büyük Millet Meclisinde de olaylar yaşanıyordu. AP çoğunluğunun bir gece yarısı  TİP Milletvekillerine karşı başlattıkları   linç girişiminden, Çetin Altan, Rıza Kuas ve Yunus Koçak yaralı olarak kurtulmuşlardı.

DİSK ve Dev-Genç bütün bu olayları protesto etmek için Taksim Alanında bir mitingi  düzenlemişti . 
O, günlerde "TÖS" Öğretmenler Sendikasının, Aksaray Valide Sultan Camii arkasında bulunan  salonunda devam eden DİSK 2. Genel Kurulunun 16 Şubat 1969  Pazar  sabahı seçimlerle sonlandı. Ardından  hep birlikte  Beyazıt Meydanına yürüdük. 

Bu zamana kadar Aşık İhsani sazıyla meydanı coşturmuştu. Doçent Murat Sarıca'nın kısa konuşmasından sonra, yürüyüşe geçen kortej, ellerinde pankart ve flamalar. (Ata binmiş eşekler, millet sizden ne bekler) sloganı eşliğinde, Divanyolu caddesi, Gülhane Parkı önü, Sirkeci, Galata Köprüsü, Salı Pazarı, Kabataş İskelesi ve Gümüşsuyu güzergahından, Taksime doğru ilerlemeye başladı. 

Saat 16.00 civarında,  Genel Başkan vekili Hilmi Güner, bölge başkanı Ergun Erdem , bölge organizatörü Ahmet Kırnak ve ben, ilk beş yüz kişi arasında, kolkola yürüyerek Taksim alanına girdik. Kurulmuş olan  hain  tuzaktan  habersiz!...

Bu zamana kadar, aynı zamanda tarikat mensupları da olan, komünizmle mücadele derneklerinin militanları, polisin gözü önünde bir anda, "Müslüman Türkiye vurun komünistlere"  nidalarıyla, önceden hazırladıkları taş ve  sopalarla saldırıya geçtiler. 
Ortalık mahşer gibiydi, biri kadın 2 kişi linç edildi, 200 den fazla da yaralı vardı.

Darbelerden korunmak için başımın üstünde tuttuğum ellerim ve kollarım kan revan içindeydi. Hilmi Güner düşmüş, pantolonun paçası yırtılmış, dizleri yarılmıştı. Ergun Erdem  ile Ahmet Kırnak'ın hali bizden de beterdi. Kırnak'ı alıp evine götürdük, yaklaşık iki hafta yattı. Darbe izleri ise bedeninden uzun süre silinmedi. 
Gerçekten  büyük bedeller ödendi.
En başta Genel Başkanımız Kemal Türkler, emek ve özgürlük savaşçılarını selamlıyorum.  Yaşayanlara sağlık ve esenlikler, aramızdan ayrılanlara rahmet diliyorum. 
Işıklar içinde uyusunlar.
    

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme