1961 Anayasası ülkemiz sendikacılığında çok önemli bir çığır açarak, çalışma hayatımızın bir bölümüne yol göstericilik yapmıştır. Anayasa; işçi sınıfımızı sendikal hayatta grev hakkına kavuşturmuştur. Henüz işçilerin bu haklarını nasıl kullanacakları belli değildir. Bunun uygulanmasını sağlayacak yasalar daha çıkarılmamıştır.
Çıkarılması da egemen çevreler tarafından savsaklanmaktadır. İşçi sınıfının böyle önemli bir hakkı, sadece kâğıt üzerinde bırakılmış gibidir. Yani Anayasa hükmü yasal bir boşluğa düşmüş durumdadır!.İşçi sınıfı Anayasal bu hakkının kullanılmaması nedeni ile sanki düşülen bu boşlukta boğulmak istenmektedir.
İstanbul İstinye'de kaliteli kablo üreten bir fabrika var. İşçiler Kemal Türklerin Genel Başkanlığını yaptığı T. Maden - İş Sendikasının üyeleridir. Fabrika Genel Müdürü Amerika'dan yeni gelmiş, despotik kurallarla çalıştırdığı işçilerin yaptığı üretimden memnun değil. Çok, daha çok çalışılması isteniyor. Yasaların belirlediği sürelerin üzerinde çalışma yapılıyor. Üstelik uzun zamandır fazla mesai ücretleri ve ikramiyeler çoğu kez eksik, bazen de geç ödeniyor.
İşçileri sürekli olarak sendikadan istifaya zorluyor, karşı çıkan sendik temsilcilerini de işten çıkarıyor. İşte bu uygulama bardağı taşıran son damla oluyor. Kavel işçileri şalteri kapatıyor. Üretim duruyor. Kaynak makineleriyle kapılar kaynatılıyor. Kavel işçileri yapılan bu eylemle sadece üretimi değil, sanki yapılan baskı ve haksızlıklara karşı da boyun eğmeyi de durduruyorlardı.
28 Ocak 1963 Tarihinde anayasal hakları için, soğuk bir zemheri günü direnişe geçen Kavel işçileri ''ölmek var dönmek yok'' diyorlardı.
Kavel direnişi ile ilgili sözlü konuşmalar ve yazılı bir çok yayın yapıldı. Ülkemiz ve dış basında da oldukça yer aldı. Kitaplar, *şiirler yazıldı. Elbette bu hak arama direnişi zaferle bitecekti, nitekim öyle de oldu. Bu gün, sabahları işbaşı yapan ve haklı olan, hakkını arayan milyonlarca işçinin içinde ikinci bir yürek oluyor Kavel.
Kavel işçisi bu direnişi ile, çalışma hayatımızda ve sendikal yapılarda önemli bir çalkalanma, ardından da büyük bir sarsıntı yaratmıştır.
28 Ocak 1963 günü Kavel işçisinin yükselttiği sesler, Kavel'in duvarlarından öteye sıçramış ve demokrasi içinde, hak arama mücadelesinin nasıl olması gerektiğine de bir ışık yakmıştır. Eğer haklı isen hakkını demokratik biçimde meşru mücadele çizgilerini aşmadan nasıl yapılmasına önemli bir örnek teşkil ediyorlardı sanki!.
Nitekim kanunsuz denilen bu direnişin tamda anayasal hak olduğu anlaşılmış ve arkadan *274 ve *275 sayılı yasalar hemen çıkarılmıştır. Haklı isen bazen kanun arkadan gelebilir anlayışına da örnek gibi. ''Kanun dışı grev'' diyen bazı yalaka basın ve patron kesimine karşı, Maden-İş'in efsane genel başkanı, Kemal Türkler ''bu tam bir Anayasa içi grevdir'' diyordu.
Kavel eylemi, meşru olan mücadelede saf bir harekettir. Sonucu ise haklının hakkını ne pahasına olursa olsun savunabilmektir.
Bu eylemin diğer fabrika işçileri tarafından maddî, manevi desteklenmesi ise şerefli bir güzelliktir. 36 gün boyunca açlık, soğuk ve polis barikatlarına karşı direnenler, 274 ve 275 sayılı yasaların hızlı çıkışına vesile olmuşlardır.
Sonuç olarak söylemek gerekirse, Kavel direniş eylemi sadece bir iş bırakma, üretimi durdurma eylemi değildir. Toplumsal bir dayanışmanın ve dayanışma ruhunun tepe noktasıdır. Kavel eylemleri masal veya hikaye kitapları gibi raflarda tozlanmaya bırakılmayacak kadar değerlidir...
28 Ocak 2026 Tarihinde, Kavel'in 63. yılında hâlâ sendikal uygulamalarda bir çok engelin var olduğunu görüyor ve yaşıyoruz. Grevlerin çeşitli sebeplerle engellenmesinden tutun da sendikal örgütlenmenin önünde bir çok engelin var olduğu bir gerçek değil mi?
Kavel’in 63. yılında çalışma hayatına baktığımızda, tablonun hala haklı ve demokratik mücadeleler gerektirdiğini görüyoruz. Grevlerin çeşitli gerekçelerle bir gecede yasaklandığı, sendikal örgütlenmenin önüne bin bir türlü barajın ve bürokratik engelin çıkarıldığı bir dönemden geçiyoruz. Güvencesizlik ve taşeronlaşma, işçi sınıfının kazanımlarını törpülemeye devam ediyor. 63.Yılında Kavel Direnişi yasakları aşan irade değil midir?
Kavel, bizlere haklıysanız, birlik olabiliyorsanız, aileleriniz, mahalleniz insanları ve diğer fabrika işçileri ile bütünleşebiliyorsanız, kamuoyu desteği de alabilir, emek mücadelesinin olumlu sonuçlandıracağını öğretiyor.
Sendikal mücadelelerin çıkış noktası ve sonucu, tumturaklı sözlerin söylenildiği, konuşulduğu salon toplantılarında değil, yağlı eller, isli suratlar, emek kokan terli vücutlar ve fabrikaların tükenmek bilmeyen tozlarındadır.
*274 Sendikalar Yasası
*275 Toplu Toplu Sözleşme ve Grev Yasası
* Hasan Hüseyin Korkmazgil'in İşime Karım dedim karıma Kavel diyeceğim sözler ile başlayan ''KAVEL'' şiiri
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder