Mecidiyeköy'de yapımı sürdürlen, büyük bir inş
"Kaza değil, cinayet!" diye basına yansıyan feryatlar can acıtıyor. Canlar acıyor ama asıl ateş düştüğü yeri yakıyor, kavuruyor... Her ölümlü facia sonrası ilgililer ve bu konuda söz söylemeyi kendilerinde hak görenlerin büyük bir kısmı ekranlara çıkıyor, ortalıkta görülmeye başlıyor...
"Kader bu, kaderin önüne geçilmez."
İş hayatında çalışırken bu kadar çok sayıda yaralanmalı ve ölümlü büyük facialar oluyorsa buna iş kazası denmez, denemez! Ölüm ve yaralanmalar çoğalıyorsa, demek oluyor ki yeterli önlem alınmıyor.
Sorumlu kurumlarda görevli yetkililer de işlerini ya savsaklıyor ya da savsaklanmasına çeşitli nedenlerle göz yumuluyor. Olması gereken denetimler usulüne uygun ve zamanında neden yapılmıyor?
Kanunlar ve uygulamalar tozlanan raflarda bekletiliyorsa bu konularda meydana gelen facialardan en alttaki görevliden en yukarıdaki mevkilerde bulunan herkes sorumludur. İş güvenliğinin sağlanmış olması, önlemlerin tam olarak alınmasını ifade eder. İş kazası; gerekli ve yeterli önlemler alındıktan sonra meydana gelen kazalara diyebiliriz. Aksi halde bu bir iş cinayetidir.
İş yerlerinde yeterli önlemlerin alınmasını sağlamayan iş yeri sahipleri, bunları yeterli biçimde denetlemeyen devlet yetkilileri, kazalarda ölen ve yaralanan insanların elbette sorumlusudurlar.
Bu sorumluluk elbette işçi sendikalarının ve onların üst örgütü olan konfederasyon başkan ve yöneticilerini de kapsıyor. Hem de azımsanmayacak kadar sorumludurlar..
İşyerlerinde yapılan yapılması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği denetim kontrolleridende neredeler?
Her kaza sonrası dizlerini döven anaları, yiğidinin tabutunu okşayan babaları görüyoruz. Son yıllarda meydana gelen korkunç olayların çokluğu ve önüne geçilemez olduğu, yayınlanan devlet istatistiklerinden de anlaşılıyor.
Toplu ölümler, kalabalık cenaze görüntüleri elbette hepimizi hüzünlendirip üzüntüye sevk ediyor...
Bu durum artık son bulmalı...
Görev ihmali, yasa ihmali, denetim ve yaptırım eksikliği gibi nedenlerle birçok hayat zamansızca toprağa veriliyor.
Ülkemizde meydana gelen kazaların en önemli unsuru, kısa zamanda çok kâr etme hırsı değil mi? Kısa zamanda kâr öne çıkınca, insan unsuru gerilere düşüyor. Gelişmiş ülkelerin uygulamalarında en önemli unsurun insan olduğunu biliyor ve görüyoruz. Bu ülkelerde; sanayide, eğitimde, ekonomide, sağlıkta, sporda, trafikte ve her alanda planlama insana göre yapılıyor...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder