16 HAZİRAN İŞÇİ EYLEM GÜNÜ
Bu iki dönemi karşılaştırdığımızda hem mücadele yöntemleri hem de örgütlenme felsefesi açısından belirgin farklar ve dersler göze çarpıyor:
Tabanın İradesi ve Temsilci Ağı
15-16 Haziran Büyük Direnişin fitilini ateşleyen, bürokratik kararlar değil, Merter toplantısında olduğu gibi işyeri temsilcileri ve fabrikaların öz gücüydü. İşçiler üretimi durdurma ve sokağa çıkma kararını tezgah başlarında birleşerek aldı.
Günümüz sendikacılığı, büyük oranda yukarılardan başlayan, genel merkez düzeyinde yürütülen hukuki ve idari bir süreç haline geldi gibi. Temsilcilik mekanizması çoğu yerde tabanın dinamik sesinden ziyade idari bir aracı konumuna getirilmiş durumda.
Sınıf Dayanışması ve Örgütlü Güç
15-16 Haziran direnişinde işçiler, sadece kendi çalıştıkları fabrikanın değil, henüz örgütlenmemiş ya da başka sendikalardaki işçilerin de geleceği için yürüdü. Siyasi ve toplumsal kesimlerle (gençlik, aydınlar, sol yapılar) güçlü organize bir bağ kurdular.
Günümüzde Sendikal Hareket
Güvencesiz çalışma (taşeron, sözleşmeli, platform çalışanları) ve sendikal bölünmeler nedeniyle işçi sınıfı, parçalı bir yapıya büründü. Sendikalar genellikle kendi yetki alanları veya işyerleriyle sınırlı bir "hak arayışı" yürütüyor, genel bir sınıf dayanışması kurmakta zorlanıyor.
Yasallık ve Meşruluk Dengesi
15-16 Haziran'da işçiler, kendilerine dayatılan yasayı "Anayasaya ve varlıklarına aykırı" gördükleri an, sanki yasallık sınırlarını meşru hak arama temelinde aştılar. Yasaların arkasına sığınmak yerine kendi toplumsal gücüyle anayasal hakkını fiilen kullandı.
Günümüzdeki sendikal mücadele, ağır bir bürokrasi, barajlar ve grev yasakları baskısı altında. Mücadelenin dozu genellikle "mevzuatın izin verdiği" dar alanlara sıkışmış durumda.
Özetle belirtmek gerekirse
15-16 Haziran, işçilerin sadece bir yasal düzenlemeyi geri çektirmesi değildir. "Biz bu ülkenin harcıyız, çarkları döndüreniz, bizi yok sayamazsınız" deklarasyonudur.
Günümüz sendikacılığının ihtiyaç duyduğu en büyük ilham da o günkü gibi tabana dayanan, birleştiren ve fiili mücadeleyi esas alan o sınıf bilinci değil midir?
15-16 Haziran, tarihsel hafızayı daima diri tutuyor, o ruhu ve o günkü tezgah başı dayanışmasını bugüne taşıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder