12 Haziran 2016 Pazar

DEMİRDÖKÜM DİRENİŞİ ve 15-16 HAZİRAN

BÜYÜK DEMİRDÖKÜM DİRENİŞİ GÜNGÖR URAS


İşçilerin iktidara yürümesi bilinçle gerçekleşir. İşçinin bilinçlenmesini sağlayacak olan işçi eylemleridir. Sol yönetimdeki işçi sendikası DİSK'in işçileri bilinçlendirmek için başlattığı grevler ve fabrika işgalleri 15-16 Haziran 1970'te doruğa ulaştı. Birçok fabrika işçiler tarafından işgal edildi. 

15-16 Haziran olaylarında solcu işçilerin en önemli eylemi "Büyük Demirdöküm Direnişi" idi. İşçiler, Silahtarağa'daki Demirdöküm fabrikasını işgal etti. İşçi eylemleri başladığında ofisinde olan fabrika genel müdürü Yüksel Pulat, fabrikayı terk etmedi. Jandarma ve polisin fabrikaya girmesini önlemek için işçiler demir kapıları kaynakladı.

Jandarma ve polis, kaynaklanan demir kapıları tanklarla kırarak içeriye girmek, öncelikle genel müdürü kurtarmak, sonra da işçileri fabrikadan çıkarmak istedi.


Genel müdür Yüksel Pulat, "Ben bu fabrikanın genel müdürüyüm. Ben bu fabrikaya otomobilimle kapıdan girer, otomobilimle çıkarım. İşçiler kapıyı açar, beni otomobilime bindirir, yolcu eder. Ancak o durumda fabrikayı terk ederim. Çünkü yarın ben bu işçilerle çalışacağım" dedi. İki gece, üç gün kapılar kaynaklı kaldı. Üç gün sonra işçiler kaynakları söktü. Ve Pulat da dediği gibi otomobiline binerek fabrikadan evine gitti.

Sendikacılık tarihinde yeri var
Büyük Demirdöküm direnişi, Türk sendikacılık tarihi bakımından, Türk işçi hareketi bakımından çok önemli bir olaydır.
Vehbi Koç, "Hayat Hikâyem" isimli kitabının 80'inci sayfasında Türk Demirdöküm fabrikasının kuruluşunu şöyle anlatır:
"Bir döküm fabrikası kurma düşüncesi bende 1930-1935 arasında belirmişti. Radyatör, kazan, pissu boru ihtiyacımızı Almanya'da Hilden firmasından getirtiyorduk. 1939'da Almanya darmadağın oldu. 1946-1948'de Türkiye'de bir döküm fabrikası kurmak için Hilden'cilerin peşine düştüm. Baktım ki, Varsayamis adında bir Rum ile Mümtaz Fazlı Taylan bir radyatör fabrikası kurmaya karar vermişler. 1955'te Varsayamis ile görüştüm. Türk Demirdöküm fabrikasına ortak oldum. Almanya'ya gittik. Hilden firması ile teknik yardım anlaşması yaptık. Fabrika önce radyatör, soba, hela taşı, emaye kap kacak yaptı. 1966 yılında otomotiv sanayi için döküme başladı. 1967 yılından sonra radyatör ihraç etti. 1935 yılındaki hayalimin sonunda bu fabrikanın kurulup başarılı olmasından da çok mutluyum."

Vehbi Bey'in bebeği idi
Dalan'ın Haliç'i temizleme projesi sırasında Demirdöküm'ün Silahtarağa'daki fabrikası kapatıldı. 1967 yılında Bozüyük'te kurulan yeni fabrikada üretim çeşitliğine gidildi, Arçelik için üretime başlandı. 1985 yılında Bolu'da termosifon, 1988 yılında İnegöl'de "döküm fabrikası" faaliyete geçti. 
Vehbi Koç'un 20 yıl hayal ettikten sonra, Almanlara yaptırtamayıp kendi çabası ile 1955 yılında kurduğu bu 50 yıllık üretim tesisinin yüzde 72.56 hissesi geçen hafta 283 milyon dolara Almanlara satıldı. (Yüzde 21.76'sı halka açık. Kalanı Taylan grubunun portföyündeydi, Almanlar onu da aldı.) 
"Alan memnun, satan memnun" diyeceksiniz... Türkiye'de Türk insanının imkânlarıyla kurulmuş, büyümüş, köklü üretim tesislerinin yabancılara satılması insanı üzüyor. Konunun yabancı sermaye düşmanlığıyla ilgisi yok. Yabancı sermaye buyursun gelsin. Bizim yapamadıklarımızı yapsın. Pahalı faturalarla ortaya çıkarabildiğimiz fabrikalar yabancıya gitmesin. Tartışılan budur.

http://www.milliyet.com.tr/2007/06/03/yazar/uras.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder