2 Ekim 2025 Perşembe

UĞUR MUMCU VE ÖZAL TAHLİLİ

GAZETECİLİĞİN YÜZ AKI

Değerli gazeteci, yazar Uğur Mumcu, 18 Ocak 1980 tarihli CUMHURİYET Gazetesindeki yazısında önemli bir Özal değerlendirmesi yapıyor. 

Bu değerlendirmeyi sizlerle paylaşmak istedim. 

12 Eylül uğursuzluğu sonrası, büyük sermayenin babalarından birisi olan TİSK Başkanı Halit Narin,  gülerek ''şimdiye kadar onlar güldü (işçiler) bundan sonra da biz güleceğiz.'' demişti. 

12 Eylül Sonrası Sermaye ve İşçi Hakları

''Garson benim kadar maaş alıyor'' diyen 12 Eylül uğursuzluğunun başka bir lideri Kenan Evran ve ben ''zengini severim'' diyen Turgut Özal'ın birlikte aldıkları karar ve uygulamaları, işçi sınıfının omurgasını kaydırdı!!. 

Budanan Ekonomik Haklar ve Kıdem Tazminatı

Gerçek ve devrimci sendikacılığı ortadan kaldırmak için tutuklama ve işten çıkarmaları başlattılar. Bunlar yetmezmiş gibi işçilerin, sendikaları vasıtası ile yıllardır demokratik ve hukuksal biçimde yaptıkları toplu sözleşmelerle, elde ettikleri, kıdem tazminatları, ikramiyeler, asgari ücret, yıllık ücretli izinler gibi ekonomik haklarını budamaya başladılar. Özgür, bağımsız ve devrimci işçi sendikacılığına düşmanca saldırdılar. Büyük sermayenin kasalarını şişirmek için ellerinden gelen her çalışmayı severek, gülerek, isteyerek yapmaya devam ettiler.

MESS Başkanlığından Devlet Bürokrasisine

Madeni Eşya Sahipleri Sendikası kısa adıyla ''MESS'' başkanı Turgut Özal, Başbakanlık Müsteşarlığı veDevlet Planlama Teşkilatı müsteşar vekilliğine oturtulduktan sonra çok önemli kararlar alındı.

Uğur Mumcu’nun Tespiti: Sermayenin Zaferi

Sermayenin Devlet Bürokrasisine Yerleşmesi

Bu ne demektir?
Bu, yerli ve yabancı sermaye ile ilgili bütün işlemlerin doğrudan doğruya MESS Başkanı Turgut Özal'a bağlanması demektir. ''Hür teşebbüs'' ve '' ürkek ve nazlı sermaye'', bu kez ''turnayı gözünden vurmuş'', devlet bürokrasine ''ismen ve cismen'' yerleşmiştir.

Yerli ve yabancı sermaye yalnızca Turgut Özal ile görüşecektir. Yerli ve yabancı sermaye, bundan sonra, Sanayi ve Teknoloji Bakanlıklarına, maliye bakanlığına hiç uğramayacaktır
Sermayenin kazanç alanları, MESS Başkanı Turgut Özal'ın iki dudağı arasındadır! Yerli ve yabancı sermaye, Demirel Hükümetinin yüzüncü günü dolmadan karşısındaki bütün engelleri atlatmıştır.
Özal, büyük sermayede, ''görgü ve bilgisini artırdıktan ve MESS başkanlığında iyice bilinçlendikten sonra, yeniden bir kadro oluşturup yerli ve yabancı sermayeye yeni kolaylıklar sağlamak üzere görev başına getirilmiştir.  

Yabancı Sermaye ve Yeni Kadrolar

Şimdi görüntüye bakınız, bir yandan yabancı sermayeye kolaylıklar tanınması için yasa değişiklikleri hazırlanırken bir yandan da yerli ve yabancı sermaye ile ilgili bütün yetkiler, MESS başkanının eline veriliyor.! ve MESS başkanı, tıpkı eskiden yaptığı gibi, yeni kadrolar oluşturularak, yerli ve yabancı sermayeye olanaklar sağlıyor.
Bir zamanlar büyük sermaye, ''ille AP-CHP koalisyonu olsun'' diye getirdi. Bakın CHP - AP yakınlaşmasının sağlanmak istendiği bu günlerde büyük sermayeden böyle istekler geliyor mu? 

Öyle anlaşılıyor ki, adamlar yerli ve yabancı sermayeye sağlanan bu olanaklar ve ayrıcalıklardan sonra bu gidişten çok hoşnut kaldılar.

Ne diyelim:
-Gökten düştü üç elma / Biri yazana, biri anlatana, biri dinleyene / onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine...

Cumhuriyet. 18 Ocak 1980

Devlet Modası: Tek Yol Özal ! (Ocak-Haziran 1984)
Yerel seçimlerden sonra, solculuktan çark etmiş dostlarımız, ilginç teoriler geliştirmeye başladılar. Çoktandır "sivil toplum" adına liberalizme tuttukları çılgınca alkışa teorik taban bulmaya çalışıyorlardı. Şimdi bu teorik tabanı bulduklarını sandılar. Öyle ya; halk ANAP'ı istediğine göre... ... Bir kısmı, solculuğun başlarına açtığı dertlerden ürküp, düne kadar sövgüler yağdırdıkları düzenden alkış alabilmek için, soldan hızla çark edip, alaturka müzik eşliğinde liberalizm baleleri yapmaya başladılar.

... Bizim tuzu kuru eski solcularımızın "sivil toplum "adına savundukları ekonomik model, bütün dünyada otoriter rejimlerle yürür. Ama ne gam!.. Beylerimiz "tek yol devrim" diyen inatçı delikanlılar gibi, "tek yol Özal" saplantısı içinde, felsefe kırıntıları ile karışmış teori dışsatımı ile meşguldürler. Bugünkü "devlet modası" budur da ondan; bu davulun sesi, yarın başka türlü de duyulur.

(Cumhuriyet, 29 Mart 1984, Devlet Modası...)
Uğur Mumcu





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder