1 Mart 2020 Pazar

AKIL TUTULMASI GİBİ BİR ŞEY

Hanifi Öztürk
    Yazıyor
MADEN-İŞ Sendikamızın Genel Yönetim Kurulu, 1977 Yılının Mart Ayında Balıkesir Gönen'de bulunan Maden-İş İşçi Tatil ve Eğitim Tesislerinde (MİTES) toplanarak gündemindeki konuları görüşüp karara bağlamak üzere toplandı. 
1,2,3,4 Mart günlerinde devam etmesi kararlaştırılan toplantıda, Genel Denetim Kurulu, Genel Onur Kurulu ve Yürütme Kurulu Üyelerine bağlı daire başkanlıklarının raporları görüşülecek. Gündem çok yoğun...
16 EYLÜL 1976 DGM Direnişi bahane edilerek işten çıkarılan ve yeniden iş bulamamaları için haklarında "kara liste" hazırlanan, yüzlerce işyeri temsilcimizin durumları, sendika yönetici ve işyeri temsilcileri hakkında açılmış ceza davaları, uzun zamandır devam etmekte olan grevler, MESS'in grup sözleşmelerinin kabul ettirilmesi yönünde dayatmaya zorladığı yeni grev ve lokavtlar, sendikanın sahibi bulunduğu Politika Gazetesinin aşırı mâli yükü gibi hususlar gündemin ağırlıklı bölümünü oluşturuyordu.  

İlk gün, Genel Başkan Kemal Türkler toplantıya katılamadı. Toplantıyı Şinasi Kaya yönetmeye başladı, her yönetim kurulu toplantısında olduğu gibi bu toplantıda da çeşitli komisyonlar kuruldu. Ben Kararlar Komisyonu üyeliğine seçildim.

NOTLARIM

Prensip olarak her toplantı için not tutmayı alışkanlık edinmiştim. İşte 43 yıl evvel yapılan bu toplantı hakkında tutmuş olduğum notların bazılarını sizlerle paylaşmak istedim.

Hukuk , Basın Yayın, Eğitim ve Koordinasyondan sorumlu daire başkanı Mehmet Ertürk (Genel Sekreter)
"Yazılı rapor getirmedi, sözlü olarak, eğitim ve hukuk daireleri hakkında bilgi sundu. Bölge çaalışma müdürlüklerinin Toplu sözleşme yetkisi alma konusundaki engelleyici rolüne dikkat çekti.
Bağımsız bir günlük gazete olmaktan daha çok "parti!" gazetesine dönüşen ve bu yüzden sürekli zarar ederek sendikaya ağır maddi yük getiren Politika Gazetesi konusuna hiç değinmedi.
Avukatlarımızın DGM direnişi nedeniyle, sendikamızın yöneticileri dahil, işyeri temsilcileri ve sınıf bilinciyle donanmış olan toplam 200 civarında üyesi hakkında 274 sayılı yasanın 55. Maddesi kapsamında alınacak cezanın yanı sıra yönetim hakkının da kaybedilebileceğinin belirtildiği raporu okudu. 

Örgütlenme Dairesinden sorumlu Cengiz Turhan (Genel Başkan Vekili)
"İşyerlerindeki temsilci ve üyelerimiz hakkında ceza davası var. Bu konuda ceza alındığı takdirde temsil hakkını yitirme durumu vardır. Hukukçularımızdan aldığım bilgiye göre, bu konuda ortak bir savunma hazırlanmıştır. Yönetim kurulu dahil bu durumda olan diğer işyeri temsilcilerimiz için büyük bir önem taşıyan bu davada kanun maddesinin Anayasa'ya aykırılığı savunulmalıdır." dedi.

Toplu-İş Sözleşmesi, Araştırma ve Ekonomi Politika Dairesi başkanı Hüseyin Ekinci (Genel Başkan Vekili)
"Oniki işyerinde grev uygulandığını, on işyerinde uyuşmazlık tutanağının tutulduğunu, yirmisekiz işyerinde müzakerelerin devam ettiğini, sekiz işyerinde grev kararı alındığını, on işyerinde yetki beklendiğini, onüç  işyerinin yeni örgütlendiğini ve çağrı yapılacağını, iki işyerinde lokavt olduğunu ve otuzyedi işyerinde ise toplu iş sözleşmelerinin imzalandığını belirten daire raporunu okudu."

 BIÇAK KEMİKTEYDİ 
Grev ve lokavt sayıları elbette önümüzdeki günlerde daha da çoğalacaktı. Çünkü MESS, MADEN-İŞ Sendikamızı, toplu grev ve lokavtlarla ekonomik olarak güçsüzleştirmek, mümkünse yok etmek için çeşitli kararlar almış, stratejiler geliştirmiş, ekonomik olarak da büyük bir para fonu oluşturmuştu.

Bütün bunların yanı sıra sermaye basını ve işçi sınıfına ters akımların saldırıları da devam ediyordu, doğrusu bıçak kemikteydi. 

Sendikanın bu saldırılara karşı yeni mevziler tahkim etmesi gerekiyordu. Grevlerin güvenliği ve disiplini için alınması gereken önlemler konusunda kurul üyeleri hem fikirdi. Grevin finansmanı konusunda ise fikir ayrılığımız vardı. 

Kendilerini ilerlemeci olarak tanımlayan bazı arkadaşlarımız, ideolojik bir yaklaşımla grev  ödeneğinin pek de önem taşımadığını ısrarla söylüyor, uyarılarımıza karşıt, "üyelerimiz aç da mücadele ederler" diyorlardı. "Bu sınıf mücadelesidir, iktidar bir sis perdesinin arkasındadır, bu sis açılınca güneşli günler var" diyenler de vardı. 
O zamanlar sendikamızda örgüt içi demokrasi, henüz rafa kaldırılmamıştı, herkes  düşüncesini özgürce ifade edebiliyordu. Uzun, uzun tartıştık, sonunda aklıselim ağır bastı. Ve grev ödeneği konusunda da önemli kararlar alındı. 
Çok da iyi oldu...

Türkiye işçi sınıfı tarihinin, hem işyeri sayısı hem de grevdeki işçi sayısı bakımından bu en büyük grevi sekiz ay gibi uzun bir zaman, bazı küçük aksaklıklara rağmen finanse edilebildi.   

AKIL TUTULMASI GİBİ BİR ŞEY


Yönetim Kurulumuzun bu toplantısında zaman, zaman seslerin fazlaca yükseldiği tartışmalar oluyordu. En çetin tartışma T. Maden-iş sendikasının gelişip güçlenmesinde emeği olan arkadaşlarımız ile, o gücü daha sonra tıpkı bir mirasyedi gibi eriterek, sendikamızı yalnızlaştırmaya sebep olan ilerlemeciler (TKP üyeleri ve sempatizanları) arasında oldu. 


Karşılıklı kırıcı tartışmalar yaptık. Ben kararlar komisyonunda görevliydim. Akşam komisyonumuz toplantı halinde iken, oy hakkı olmayan atamalı bir bölge temsilcisi, el yazısıyla yazılmış olan bir karar taslağını, ukala bir tavırla masaya atarak, “bunu da yazın" dedi. Gündüz oturumunda kendisiyle tartışmıştık. Yine de saygılı olmaya davet ettim. Sonra da  aldım okudum yazıyı.

Yazı "Genel Yönetim Kurulumuz TKP’yi  desteklediğini kamuoyuna açıklamayı tarihi bir görev sayar" diyordu...

Sendikamızın yöneticileri, işyeri temsilcileri ve militan üyeleri hakkında açılmış olan iki bini aşkın dava varken, böyle bir kararın önerilmesi akıl tutulması gibi bir şeydi, ya da açık bir provokasyon!


Başka nasıl ifade edilebilir ki?


1977 Yılında, ceza yasalarında 141 ve 142 maddelerin varlığında "illegal bir partinin desteklenmesi kararı, sendikamızı sorumluluk altına sokar" gerekçesiyle reddettik. Öfkelendi, "devrim geliyor, devrim, korkaklar, isteseniz de, istemeseniz de bu karar yönetim kurulunun yarınki  toplantısında çıkacaktır" dedi ve çekip gitti. 
Ertesi sabah aynı taslağı çoğaltarak kurul üyelerine dağıttılar.

O gün Genel Başkan Kemal Türkler gelmişti, toplantıyı kendisi yönetiyordu. Taslak üzerinde söz alan bazı üyeler görüşlerini açıkladıktan sonra, Genel Başkan Türkler, "ben 23 yıldır bu sendikanın Genel Başkanıyım. Bu güne kadar sendikamı hiç bir sorumluluğun altına sokmadım. Bundan sonra da buna izin vermem. Şayet böyle bir karar çıkarsa, muhalefet şerhini yazarım. Sonra da buna, taban karar verir." diyerek kararlılığını açıkça belli etti. 
Oylamaya geçildi. 
Oylama sonucunda taslak reddedildi. 
Böylece kendi ayağımıza kurşun sıkmak gibi bir tehlikeyi atlatmış olduk...
                                           

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme