1 Mayıs; dünyanın dört bir yanındaki işçi ve emekçiler tarafından birlik, dayanışma ve mücadele günü olarak kutlanmaktadır. Ülkemizde de yasal olarak kabul edilen 1 Mayıs, resmi tatil ilan edilerek "Emek ve Dayanışma Günü" (İşçi Bayramı) olarak coşkuyla karşılanmaktadır.
Dünyayı sarsan koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle alınan tedbirler, kitlelerin bir araya gelmesini zorunlu olarak engellediği için 1 Mayıs 2020 tarihinde meydanlar ne yazık ki mahzun ve sessiz kaldı...
Ancak Türkiye’nin işçi sınıfı tarihinde, meydanların yüz binlerle dolup taştığı unutulmaz yıllar vardı. Bunların en görkemlileri, hiç şüphesiz 1976 ve 1977 yıllarında DİSK öncülüğünde Taksim Meydanı’nda gerçekleştirilen kutlamalardı.
1 Mayıs 1976: Taksim Meydanı'nda İlk Büyük Buluşma
1976 yılında Taksim Meydanı, o güne kadar eşine rastlanmamış kitlesel bir buluşmaya sahne oldu. Sendikalar, sivil toplum örgütleri, siyasi parti temsilcileri, gençlik örgütleri, sanatçılar ve ideolojik gruplar meydanda muazzam bir birliktelik oluşturdu.
Tarihi Coşku: İstanbul'un tüm meydanları, cadde ve sokakları "Haydi Taksim'e!" yazılı 1 Mayıs afişleriyle donatılmıştı.
Halkın Katılımı: Başta işçiler olmak üzere halkın büyük bir kesimi gruplar halinde meydana yürüdü. İnsanlar; taleplerinin yazılı olduğu pankartları havaya kaldırarak, şarkılar ve marşlar eşleyerek Taksim'i hıncahınç doldurdu. O gün Taksim, 300 bini aşan bir insan selini konuk ediyordu.
Güvenlik ve Düzen: Kutlamanın en önemli özelliklerinden biri, güvenliğin tamamen DİSK üyesi işçiler tarafından sorunsuz bir şekilde sağlanmasıydı.
Alandaki düzen, saygı ve hoşgörü en üst düzeydeydi. İşçi sınıfı; gençlerle, aydınlarla ve sanatçılarla yan yana durarak birliğini perçinledi. Herhangi bir tatsız olayın yaşanmadığı bu tarihi gün, DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler’in yaptığı etkileyici konuşmayla son buldu. Başlangıcından sonuna kadar tam bir şenlik havasında geçen 1976 kutlaması, kelimenin tam anlamıyla "herkesin bayramı" oldu ve hafızalara kazındı.
1 Mayıs 1977: Doruk noktasındaki Coşku ve Acı Kayıp
1976 yılındaki başarının ardından, DİSK liderliğindeki işçi sınıfı ve sol kamuoyu, 1977 kutlamalarının çok daha kitlesel ve umut verici olması için hazırlıklara erkenden başladı. Tüm örgütlerin amacı, Taksim Meydanı’na daha organize ve ihtişamlı bir şekilde girmekti.
Nitekim bu büyük arzu, meydanın çok erken saatlerde dolmasına neden oldu:
Beşiktaş, Dolmabahçe ve Tarlabaşı yönünden gelen dev konvoyların bir kısmı yoğun kalabalık nedeniyle meydana ulaşamadı.
Bu süreçte, alan kapma yarışı ve DİSK içerisindeki bazı grupların "1 Mayıs sadece bizimdir''
yaklaşımı, meydan çevresindeki farklı siyasi gruplar arasında zaman zaman gerginliklerin doğmasına yol açtı.
Tüm bu gerilimlere rağmen 1977 1 Mayıs'ı; katılım oranı, meydana girişlerin görkemi ve toplumsal heyecan bakımından tarihi bir doruk noktasına ulaştı.
Karanlık Eller Devrede
Ne yazık ki bu muhteşem gün, beklendiği gibi huzurla sonlanmadı. DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler konuşmasını tamamlamak üzereyken, provokatörler ve karanlık odaklar devreye girdi. Silahların ateşlenmesiyle alanda korkunç bir panik dalgası yaratıldı. Yaşanan izdiham ve saldırılar sonucunda 37 vatandaşımız hayatını kaybetti.
1977 yılının 1 Mayıs gösterilerine kan karıştırıldı, yüreklere büyük acılar ekildi. Olayın ardından onlarca yıl boyunca kitaplar yazıldı, makaleler yayımlandı, televizyon programları yapıldı ve yüzlerce resmi ve gayriresmi rapor hazırlandı.
Ancak aradan geçen uzun yıllara rağmen katliamın arkasındaki gerçek sorumlular hala bulunamadı ve adalet yerini bulmadı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder