27 Mayıs 2020 Çarşamba

ÇAY SİMİT VE AÇLIK

Rakamlar Konuşuyor, Yöneticiler Susuyor: Açlık Sınırında Yaşamak (!)

TÜRK-İŞ (Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu), Mayıs 2020 ayına ait açlık sınırını açıkladı. Resmi internet sitelerinde yayınlanan verilere göre, 2020 Mayıs ayı açlık sınırı 2.438,24 TL olarak belirlendi. Açıklamadan kabaca

Bu resmi hesaba göre; dört kişilik bir aile, bir ay boyunca 2.438,24 TL ile açlık sınırında da olsa''yaşabilecek''(!). Açıklamadan kabaca anaşılan şu: Dört kişilik bir ailenin dengeli ve yeterli belenebilmesi, bu toplam tutarla bir şekilde ''Geçiştirilebilir''. Sizce de öyle değil mi? Bu duruma bir yorum yapılmaz mı? Elbette yapılır.

"Bu Miktarla Nasıl Geçinilir?" Denmez mi?

Bir yorum yapılacaksa, ilk olarak şu soruyu sormak gerekmez mi: "Yahu, bu ekonomik ortamda dört kişilik bir aile, açlık sınırında dahi olsa bu miktarla nasıl geçinir?"

Kaldı ki aynı açıklamanın bir başka satırında, sadece bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyetinin 2.961 TL olduğu belirtiliyor. Yine aynı TÜRK-İŞ’in verilerinde, yoksulluk sınırı ise 7.942 TL olarak gösteriliyor. Dört kişilik bir ailenin mutfak harcaması için reva görülen rakam, tek bir işçinin asgari yaşam maliyetinin bile altında kalıyor!

Bu rakamları devletin ve işçi sendikalarının ilgili organları zaten yazıyor, çiziyor ve kamuoyuna sunuyor. Ancak bu çelişkiyi anlayan da var, benim gibi bir türlü anlamlanduramayan da...

"Bu Rakamlar Ülkemizin Ayıbıdır" Diyemiyorsunuz... Bizler biliyoruz ki işçinin hakkını korumakla görevli olanlar; işçiden, fakirden, yoksuldan ve açtan yana taraf olmak zorundadır. Ancak bu açıklamaları yaparken duygularınızı dışa vuramıyor, gerçekleri açıkça ifade etmekten kaçınıyorsunuz.

"Bu rakamlar ülkemize yakışmıyor, bu miktarlar çalışanımıza yapılan çok büyük bir ayıptır!" diyemiyorsunuz...Sessizliğin Mesajı Nedir?

Peki, sizler TÜRK-İŞ yöneticileri olarak, yukarıda belirtilen bu çelişkili rakamları sitenize süslü birer veri gibi yerleştirerek kime, nasıl bir mesaj vermek istemektesiniz?

Bu durumun, işçiler ve işçi kamuoyu tarafından uzun uzadıya yorumlanmasına aslında gerek yok. Çünkü TÜRK-İŞ yönetimi, her zamanki gibi derin bir sessizliğe bürünerek, kendi fikrini beyan etmeme geleneğini (!) yine enteresan bir şekilde sürdürüyor.

Bugün gelinen noktada; açlık nedir, yoksulluk nedir, sağlıklı ve dengeli beslenmek kimlerin hakkıdır oturup iyice bir düşünmek gerekmez mi? Rakamların soğuk istatistikleri ile hayatın acı gerçekleri arasındaki o derin uçurumu artık görmek lâzım.

Unutulmamalıdır ki; sendikal duruş, sadece veri açıklayan bir "memuriyet" zihniyeti değil, her şartta işçinin gür sesi olabilmektir.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder