20 Temmuz 2021 Salı

BENİM ADIM KEMAL TÜRKLER

BENİM ADIM KEMAL TÜRKLER

İşçi Sınıfının "Kara Günü" ve Kemal Türkler’in Anısına

Türk sendikacılık tarihinin devrimci lideri, sınıf ve kitle sendikacılığının öğretmeni, işçi sınıfının unutulmaz "Başkanı" Kemal Türkler'in vahşice katledildiği 22 Temmuz günlerinden biri bugün.

Aramızdan ayrılalı yıllar oldu; ancak bugün hâlâ işçi sınıfının "kara günü" olma ayrıcalığını koruyor.

Türk sendikacılık tarihinin devrimci lideri, sınıf ve kitle sendikacılığının öğretmeni, işçi sınıfının unutulmaz "İşçi Başkanı" Kemal Türkler'in vahşice katledildiği 22 Temmuz günlerinden biri bugün. Aramızdan ayrılalı yıllar oldu; ancak bugün hâlâ işçi sınıfının "kara günü" olma ayrıcalığını koruyor.

Günün ehemmiyeti bakımından Kemal Türkler'le ilgili kısa bir anekdot paylaşmak istiyorum

"Ben Buraya Talimat Almaya Gelmedim!"

Kemal Türkler, üstün sendikacılık donanımına ilave olarak aynı zamanda gözü kara bir liderdi. Kendisiyle uzun süre birlikte çalıştığım, çok şey öğrendiğim Türkler'in yeri geldiğinde ne kadar gözü kara olabildiğine bizzat şahit olmuştum.

Yıl 1969'du... 

Sarı sendikalardan kurtulmak için birçok demokratik eylem yapan işçiler T.Maden-İş'e üye olmak istemekteydiler. İşverenler ve MESS ise çeşitli bahanelerle bu durumu engellemeye çalışıyordu. Yaptığım çalışmalar sonucunda Demirdöküm işçileri, gerçekleştirdikleri eşi görülmemiş şahane demokratik direnişleriyle tekrar T.Maden-İş'e katıldı.

Diğer bazı fabrika işçileri de Demirdöküm işçilerinin açtığı yoldan yürüyerek Maden-İş içinde yerlerini almaya başlıyorlardı. Bunların en önemlilerinden birisi de Sebahattin Sunguroğlu'nun sahibi olduğu Sungurlar Kazan Fabrikasıydı. Sunguroğlu, işçilerin T.Maden-İş'e üye olmalarını istemiyor, kuruluşuna yardım ettikleri sarı Çelik-İş Sendikası ile kendi tabiriyle "gül gibi geçiniyordu."

Sunguroğlu'nun aşırı baskı yapması, çoğunluğun üye olduğu MADEN-İŞ Sendikasını tanımaması ve işçileri tekrar sarı sendikaya döndürmeye çalışması üzerine işçiler, "Artık yeter!" diyerek 1970 yılının Mart ayında işi bıraktı ve üretimi durdurdu.

Direnişin ikinci veya üçüncü günüydü. İstanbul Valisi Vefa Poyraz, vilayette bir toplantı tertip etmişti. Genel Başkan Kemal Türkler, tarafların çağrıldığı bu toplantıya benim katılmamı istemişti. Toplantıya işveren olarak Sebahattin Sunguroğlu, T. Maden-İş Sendikası adına ben, Eyüp Kaymakamı Kâzım Pamuk ve Alibeyköy Belediye Başkanı Fettah Kahraman katılmıştı.

Vali Vefa Poyraz tarafları anlaştırmak için çok çaba sarf etti. Toplantıda dile getirdiğim işçi tekliflerini, Sungurlar Kazan Fabrikası işvereni Sebahattin Sunguroğlu anında reddediyor ve sarı sendika Çelik-İş'i kastederek "Mevcut sendikamızla gül gibi geçiniyoruz" diyordu. 

Toplantının bir yerinde  Vali Bey ''Ankaradan aranıyorum, Kaymakam Kâzım Bey'e dönerek toplantıya sen başkanlık yap ve ben gelene kadar da  anlaşmayı gerçekleştirin'' diyerek ayrıldı. 

Tahminen yarım saat sonra Vali Vefa Poraz toplantıya katıldı. ''Neler oldu Kazım Bey anlaştırabildiniz mi neler konuştunuz'' dediğinde Kazım Bey sayın valim taraflara ''anlaşın dedim'' dediğinde Vefa Poyraz tebessümle ''iyi demişsiniz'' demişti. 

Vali Beyin başkanlık ettiği bu toplantıdan sonuç alınamadı. 

Direniş devam ediyorken bir gün Genel Başkan Kemal Türkler beni arayarak, "Seninle bir yere gideceğiz, oraya geliyorum, beni bekle" dedi. Zaten direniş başladığından bu yana 6. Bölge Temsilcisi olarak sendikamızın Silahtarağa'daki irtibat bürosundayım. Olayların ehemmiyeti bakımından çoğu zaman geceleri de burada kalıyorum.

Genel Başkan Türkler geldi, onun kullandığı arabaya bindim. "İstihkâm Okuluna gidiyoruz" dedi. İstihkâm Okulu Kağıthane'deydi ve yedek subay okuluydu. Komutanın yanına çıktık. Komutan bir generaldi; rütbesini ve ismini tam olarak hatırlamıyorum. Asık suratlıydı, bize doğru dürüst oturacak yer bile göstermemişti.

Genel Başkan Türkler oradaki koltuklardan birine oturdu ve komutana dönerek, "Beni davet etmiştiniz, geldim. Buyurun, sizi dinliyorum" dedi.

Komutan, "Bakın bu işi çabuk bitirin. Bizim acil kazan siparişlerimiz var, kazan fabrikasındaki grev kanunsuz. Bu grev bitirilmezse sonu çok kötü olacak" diyerek sesini yükseltti ve general olduğunu belirterek adını sertçe söyledi.

Kemal Türkler, hiç istifini bozmadan ayağa kalktı ve komutanın gözlerinin içine bakarak şu sözleri söyledi: "Ben buraya talimat almaya gelmedim. Sizin tehditleriniz beni korkutmaz. Benim adım da Kemal Türkler!"

Odadan çıktık. Kemal Türkler, o uzun koridorda ayakkabılarının topuklarını sertçe yere vurarak yürümeye başladı. Az sonra, benim de ona refakat etmemle, iki çift ayakkabı topuğunun çıkardığı kararlı sesler, askeri okul kışlasının uzun koridorlarında yankılanıyordu...

Türk sendikacılık tarihinin devrimci lideri, sınıf ve kitle sendikacılığının öğretmeni, işçi sınıfının unutulmaz "İşçi Başkanı" Kemal Türkler'in vahşice katledildiği 22 Temmuz günlerinden biri bugün. Aramızdan ayrılalı yıllar oldu; ancak bugün hâlâ işçi sınıfının "kara günü" olma özelliğini koruyor.

Tarihsel Notlar

  • Örgütlenme Başarısı: MADEN-İŞ 6. Bölge Temsilciliğim sırasında, yukarıda adını saydığım fabrikaların sendikal örgütlenmelerini 1970 yılında tamamlamıştım. İşyerlerinin tamamı DİSK üyesi MADEN-İŞ bünyesine katılmış, sarı sendika Çelik-İş bölgeden tamamen silinmiştir.

  •  O zamanlar Alibeyköy, Eyüp ilçesine bağlı bir belde belediyesiydi. başkanı ise Bulgaristan göçen Fettah Kahraman'dı. Başbakan Süleyman Demirel'in kendisiyle direkt olarak görüştüğü rivayet edilirdi.

  • Sungurlar Kazan Fabrikası işyerinde Sunguroğlu'nun uzlaşmaz tutumu nedeniyle işçiler üç ayrı tarihte üç ayrı direniş yaptılar ve sonunda sendikal özgürlüklerini söke söke elde ettiler.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder