10 Temmuz 2016 Pazar

İŞÇİ VE SENDİKA

İŞÇİ SENDİKA SÖYLEMİ

İşçi nedir?

Kimlere işçi denir?
Çalışan her insan işçi midir?
İşçinin, sözlük anlamı, kısaca "başkasının yararına, bedenini, kafa gücünü, el becerisini kullanarak belli bir ücretle çalışan kimsedir."
Çalışma, bir değer yaratma olarak düşünülebilir. Artık, günümüzde değer yaratma, çoğunlukla üretim anlamında kullanılıyor. Yani, üretim yapan ya da yapanlara yardım edenler başkalarının yararlarına çalışıyor.



İşçi, başkalarının yararı için çalışıyor ve bunun karşılığında belli bir ücret alıyorsa, bu ücreti kim neye göre belirliyor. Cevabını birlikte arayalım, ancak önce ücret nedir ücretin ne olduğuna bakalım.
Konumuzla ilgili olan ücretin karşılığı, sözlükte şöyle geçmektedir. "Bir emeğe, bir hizmete karşılık verilen ya da alınan para."

Emeğe karşılık olarak verilen ya da alınan para, emeğin tam karşılığı mıdır? İşçi gördüğü işin karşılığını alabiliyor mu?  Galiba ücret emeğin karşılığı olmuyor. Emeğin fiyatı olarak anlamaz mıyız onu.,


Her neyse, emeğin fiyatı ya da emeğin karşılığı olarak söylemini bulan ücreti, işçi tam olarak alır mı, alabilir mi, alabilecek mi?

ÜCRET VE MALİYET

Bir fabrikada, bir işletmede ücret, maliyet unsurlarından birisidir. Maliyet, unsurların en önemlisi midir? Bu durum izafidir (göreceli), çalışanlara, çalıştıranlara, kapitalistlere ve emek örgütlerine göre cevaplar değişik olabiliyor.

Ama bir gerçek var ki, kapitalistler maliyet unsurları içerisinde işçilik ücretlerini, daima düşük tutmak isterler. Mevcut ücretlerin yüksek olmaması ve yükseltilmemesi, sermayedarların her zaman  menfaatleri gereğidir.

Ücret, işçilerin çok önemli hayati araçlarından birisidir. Çoğunlukla en önemlisidir. İşçi için ücret, bir yaşam aracı, hayati öneme haiz bir meselesi olduğu halde, patron için sadece maliyet ögelerinden birisidir. İşveren, maliyet unsuru olan bir bedeli elbette, işçiye fazla olarak vermek istemez.

Yeterli ücreti alamayan, bu nedenle yaşam kaynağını oluşturamayan işçinin hayatı, hemen her zaman zorda olur...

İşçi varlığını sürdürmek için çalışmak zorundadır. Düşük ücret almaya devam ettikçe, yaşama araçlarına gerektiği kadar sahip olamaz. Bu gibi durumlar, çoğu zaman işçide psikolojik sorunlar oluşturabilir.
Moral değerler aşağılara doğru geriler. Çoğu zaman bu durum üretime de yansır. İşçinin kendisi, ailesi ve yakın çevresinde tehlikeli durumlar oluşabilir. Büyük acılara sebep olabilecek iş kazalarına yol açılabilir.

İŞÇİ YAŞAM KALİTESİNİ NASIL İYİLEŞTİREBİLİR

İşçiler yaşam kalitelerini ancak bir araya gelerek, birleşerek, menfaatlerine olacak konularda birlikte davranarak sağlayabilirler. Bunu da örgütlenerek yapabilirler.


Ülkemiz sendikacılığı, sanayileşmiş ülkelere göre bir hayli geriden gelmiştir. Oysa Avrupa'da sendikalar, 18 ve 19. yüz yıllarda çalışma hayatı içinde işçi lehine önemli  kazanımlar elde etmeye başlamış ve sendikal hareketleri ileri boyutlara taşımışlardır.

Avrupa' da sendikacılık, İngiltere, Almanya ve Fransa sendikacılığı şeklinde kısmen farklılıklarla kendini göstermiştir.
Almanya sendikaları, önceleri sosyalist, hrıstiyan ve liberal anlayışlarla örgütlenmiştir. Bunların içinde en çok üyeye sosyalist sendikalar ulaşmıştır. Alman sendikacılar sadece iktisadi mücadele ile sonuç alınamayacağını bunun bir de siyasi yanının olması gerektiğini düşünmüşlerdir.





İngiltere'de ise sendikalar örgütlenmeyi ön planda tutmuş sıkı örgütlenmeler sonunda hükumetler üzerinde oldukça etkili olmuşlardır. Yaptıkları etkili grevlerle hükumetleri düşürme noktasını çoğu zaman zorlamışlardır.

Fransız sendikacılığı 1790 yıllarından itibaren büyüyerek etkili çalışmalarını devamlı geliştirmiştir. İşçi sendikaları, Fransa'da daha çok ideolojik çalışmayı ön plana çıkarmışlardır. Kendilerine yakın gördükleri siyası partilerle sıkı bir işbirliği içinde çalışmışlardır. Fransız Genel İş (CGT) konfederasyonu Avrupa sendikacılığına çoğu zaman etkinliği ile öncülük etmiştir.

Avrupa çalışma hayatında sendikal planda yapılan çalışmalarla, Türkiye'deki çalışmalar bir çok konuda birbirlerine karşıtlık gösterir. Bunların en önemlisi yasal düzenlemelerdir, Ülkemizde her dönem özellikle, özgürce örgütlenme, toplu sözleşme ve grev konularında hala önemli engel ve engellemeler var.
İşçinin sınıf bilinci, eğitimi, siyasetle olan ilişkileri ve sendika yönetim anlayışları diğer farklılıkların bir kısmıdır.                      

TÜRKİYE'DE İŞÇİ SENDİKALARI 


TÜRK-İŞ, 1952 Yılında kuruldu. Uzlaşmacı kimliğini ön planda tutuyor.
"Partiler Üstü" bir yönetimden uyguladığından bahsediyor. Düzen partileri ile her zaman iyi anlaşıyor. Darbeci, emeğe, emekçiye karşı olan Kenan Evren'in kurdurduğu hükumete genel sekreterini bakan olarak vermekten çekinmeyen bir anlayışı var.


Devrimci İşçi Sendikaları KonfederasyonuDİSK, 1967 Yılında devrimci sendikal örgüt anlayışı  ile kuruldu. Sınıfsal ölçekle başarılarla yürüdü.1980 Yılına kadar büyüyerek, güçlenerek çalıştı. Tabanın söz ve karar sahibi olma ilkesini ön planda tuttu. Sınıf ve kitle sendikal anlayışla bir çok eylemde bulundu. Sendikal mücadele tarihinde önemli izler bıraktı.
Sendikal hareketler içerisinde kilometre taşı niteliğinde hareketlere imza attı.1980 darbeci generalleri, işçi sınıfının ve Türk emek dünyasının göz bebeği durumundaki konfederasyonu kapattılar. Yöneticilerini uzun süre hapislerde yatırdılar, idamla yargıladılar. Üyelerini diğer konfederasyon üyesi sendikalara transfer ettiler. Uzun yıllar sonra yöneticiler suçsuzluklarını ispatladılar, beraat ettiler. DİSK yeniden eski günlere dönebilmenin mücadelesi içinde.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder