10 Şubat 2016 Çarşamba

EMEK HAYATINDA OLUŞAN TATLI HEYECAN: DİSK KURULUYOR


Türkiye Emek Tarihinde Bir Kilometre Taşı: DİSK'in Doğuşu ve Mücadelesi

Türkiye işçi sınıfı ve sendikal hareketi, 13 Şubat 1967 tarihinde çok önemli bir dönüm noktasına tanıklık etti. Sınıf uzlaşmacılığına ve iki yüzlü sendikal anlayışa karşı net bir duruş sergileyen Türkiye Maden-İş, Lastik-İş, Gıda-İş, Basın-İş ve Zonguldak Maden İşçileri Sendikası yöneticileri, emek dünyasının seyrini değiştirecek tarihi bir adım atarak DİSK’i (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) kurdular.

Şafak Sineması’ndan Doğan Umut

DİSK’in kuruluş Genel Kurulu, İstanbul Şafak Sineması salonunda gerçekleştirildi. Salondaki coşku; genç, yaşlı tüm delegelerin gözlerinden okunan o inanç ve heyecan görülmeye değer bir tarihi andı. Türkiye'de ilk defa, isminin başında "devrimci" kelimesini taşıyan bir işçi kuruluşu hayata gözlerini açıyordu. Kemal Türkler, Rıza Kuas, Kemal Nebioğlu, İbrahim Güzelce ve Mehmet Alpdündar’ın sendikalarını temsilen gururla imzaladıkları DİSK ana tüzüğü, resmi makamlara teslim edilerek bu şanlı yürüyüş başlatıldı.

Sınıf ve Kitle Sendikacılığında Yeni Bir Dönem

DİSK, kurulduğu andan itibaren sınıf ve kitle sendikacılığının en başarılı örneklerini sergiledi. "Tabanın söz ve karar sahibi olması" ilkesini lafta bırakmayıp hayata geçirerek, kısa sürede 500 bini aşan devasa bir üye sayısına ulaştı. Türk sendikacılığının yüz akı olan DİSK, işçilerin yakasına bir kene gibi yapışan sarı ve uzlaşmacı sendikalara, onların çıkarcı yöneticilerine korkulu rüyalar yaşattı.

DİSK’in gelişiyle birlikte emek dünyasında çok şey değişti:

Gizli Pazarlıklar Son Buldu: Kapalı kapılar ardında, işçilerden habersiz imzalanan toplu iş sözleşmesi dönemleri tarihe karıştı.

Masada İşçinin Sesi Yükseldi: Toplu sözleşme müzakerelerinde işverenlerin karşısına, artık işçilerin demokratik yöntemlerle seçtiği işyeri sendika temsilcileri oturdu.

Hak Arama Bilinci Gelişti: Çalışma süreleri, iş koşulları, işçi sağlığı ve iş güvenliği gibi hayati konularda işçiler söz sahibi oldu; taleplerini özgürce dile getirmeye başladılar.

Baskılar, Darbeler ve Dinmeyen Mücadele

DİSK’in kuruluşu, sermaye güçlerinin ve onların siyasi uzantılarının rahatını kaçırdı. Emekçilerin gönlünde taht kuran bu hareket, gerçek devrimci sendikacılığın ne olduğunu herkese gösterdi. Ancak bu başarılar kolay kazanılmadı; Elbette büyük bedeller ödendi..

12 Eylül Faşist Darbesi, DİSK’i ve üye sendikalarını kapatarak bu yükselişi durdurmak istedi. Sendika yöneticileri, bilinçli işyeri temsilcileri ve üyeler tutuklandı. Yıllarca süren, uzatıldıkça uzatılan mahkemelerin ardından, bu onurlu insanlar dimdik ayakta kalarak sonunda beraat ettiler. DİSK’in ve mücadelesinin haklılığı tarih önünde bir kez daha tescillendi.

           Saygı ve minnetle anıyoruz: 







Dün Olduğu Gibi Bugün De...

Bugün işçi konfederasyonlarının durumuna baktığımızda; önündeki tüm yasal engellere ve baskılara rağmen örgütlenmesini hız kesmeden sürdüren, demokratik eylemleriyle çalışma hayatına yön vermeye çalışan kararlı bir DİSK görmeye devam ediyoruz.

Türkiye iş ve emek hayatına kocaman bir kilometre taşı olarak dikilen bu onurlu çınara selam olsun.

Başarılar DİSK... İyi ki varsın.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder