1980 darbesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1980 darbesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Eylül 2023 Cuma

KENAN EVRAN TURGUT ÖZAL VE DEMİREL

 

BU GÜN 12 EYLÜL 1980

1980 Yılının 12 Eylül'ünde yapılan ve başta işçiler olmak üzere halkımızın önemli bir bölümünün üzerinden silindir gibi geçildiği kara günlerin bilmem kaçıncı yıldönümü... 

Faşist zihniyetli kafaların kendilerini, kendileri tarafından göreve getirdikleri asla unutulmayacak kötü bir günün yıl dönümlerinden biri..

Asmayalım da besleyelim mi diyerek12 Eylül memnuniyetlerini belli eden, uygulamayı daha erken yapacaktık ama şartların olgunlaşmasını bekledik diyen darbeci general Evran(!), kahkaha atacağı günleri dört gözle bekleyen biraz da biz gülelim diyen sanayici Narin ve ben zengini severim diyen patronların gözde siyasetçisi Özal. 

Ne yazıktır ki bu üç şahsiyetin belirttikleri düşünceler,1980 faşist darbesi hakkında çok şey ifade ediyor. Bunların döneminde işçilerin toplu sözleşmelerle elde ettikleri  kazanılmış hakları birer, birer ortadan kaldırıldı. Bu uygulama konusunda Özal, *MESS danışmanlığı daha sonra ise MESS başkanlığı süresinde ihtisas gördüğü için hazırlıklıydı zaten. 

T. MADEN-İŞ Sendikası 6. Bölge Başkanlığım döneminde Özal'ı çok iyi tanıyordum. Müdürlük koltuğuna oturduğu zaman başarılı, kârlı 700 işçinin çalıştığı bir Elektrometal Fabrikası vardı. Özal'ın müdürlüğü sırasında Metalurji dalında faaliyette bulunan Elektrometal Fabrikası kısa bir zaman zarfında batma noktasına getirildi. İnatlaşarak sendikayı greve zorladı. Fabrikaya Türkiyenin en uzun grevlerinden birini yaşattı. Bu zaman zarfında Özal işsiz kalmadı, iyi maaşla *MESS işveren sendikasının danışmanlığını yapmaya devam etti.

ÖZGÜR SENDİKACILIGA SET

İşçi sınıfının devrimci sendikalarını, başta DİSK olmak üzere tayin ettikleri kayyımlara yönettirdiler. Yöneticilerini uzun süre hapiste tuttular. Adeta gerçek sendikacılıktan intikam aldılar. 

Yasalarda yaptıkları değişikliklerle özgür sendikacılığın önüne set çektiler. 

Bu gün, işçi sınıfının, emekçinin, emeklinin sıkıntılı durumda olması, asgari ücretin sadaka verir gibi uygulanması, elbette emek mücadelesinin geriletilmesi sonucudur.

Bu durum böyle devam etmez. 
Etmemelidir...
Umutsuzluğa düşülemez, umutsuzluk işçi sınıfına yakışmaz.  
Zor durumlardan kurtulmanın yollarından birisi de emekçilerin gerçek sendikalarda örgütlenmeleridir.  

Özal'ın12 Eylül öncesi ağabeyim diyerek yanından ayrılmadığı Süleyman Demirel, 12 Eylül sonrası Özal için neler söylemiş. Bir görelim...

  İndependent Türkçe  9 Kasım 2019  Mehmet Mazlum Çelik yazısından... 

''Bu zatı yeniden sahneye çıkarmakla vicdan azabı çekiyorum. Sadece bu olan bitene  değil; tıynete, karakter yapısına baktıkça...977’de seçilememiş bir adamın 1983’te Başbakan yapılması... 

Hak etmediği bir şeyin üstünde duruyorGücümün yettiği her yerde kendisini korumuşumdur. 1965’ten 1980’e, 12 Eylüle kadar devlette her yere ben getirdim onu1979 sonrası 3 Aralık’ta göreve çağırmasam kim tanıyacaktı?1980 öncesi bütün kadrolarını biçmiş 12 Eylül kadroları.Tesadüflerin getirdiği bir kişi.''

8 Kasım 2019 Cuma

12 Eylül: Sermayenin Baharı, Emeğin Kışı oldu ÖZAL VE EVRAN İKİLİSİ

12 EYLÜL DARBE YÖNETİMİ: ÖZAL VE KENAN EVRAN

Kenan Evren liderliğindeki Askeri Cunta, Türkiye Cumhuriyeti Devlet yönetimine el koydu. 12 Eylül 1980 sabahı, uykusundan uyanan bir kısım insanın dünyaları başlarına yıkıldı!
Bir kısım insana ise bol güneşli, bol kazançlı pırıl, pırıl yeni bir gün doğuyordu!!..

1980 öncesi ülkemizin bir çok bölgesinde maalesef kötü ve çirkin olaylar oluyordu. Uzun süredir ülkede yaratılan ve yaşanan ideolojik kamplaşmalar nedeniyle, cinayetlerin ardı arkası kesilmez olmuştu.

Belli ki bir plan vardı ve bu plan hızlandırılarak uygulamaya konulmuştu. 1979 Şubat ayında Milliyet Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi, İstanbul'da evinin yakınında arabasının içinde öldürüldü. DİSK'in kurucusu ve on yıl DİSK Genel Başkanlığını yapan Türkiye Maden - İş Sendikası Genel Başkanı Kemal Türkler de, 1980 Yılında yine evinin önünde hunharca katledildi.

1977, 1978 ve 1979 yılları içinde özellikle, 12 Eylül 1980 tarihinin yakınlaşmasına doğru ülkemizin çeşitli köşelerinden gelen ölüm haberleri, her gün gazetelerde okunur, televizyon ve radyolarda dinlenir oluyordu.

Birçok öğrenci, siyasetçi, öğretim üyesi, bilim adamı, eski millet vekili, eski bakan, eski başbakan ve sendikacı ardı ardına planlı biçimde öldürülür olmuştu...

Durmak bilmez ve durdurulmak istenmeyen bu cinayetler, 12 Eylül *evranlarının ülkemizi, adım adım 1980 faşist darbe günlerine yakınlaştırma planları gibi değil miydi? Zaten daha sonraları Kenan *Evran, "müdahaleden önce bir yıl düşündük, bir yıl önce planladık ama şartların olgunlaşmasını bekledik" dememiş miydi?

Turgut Özal'ın 12 Eylül darbesinin 4. yıldönümünde Kenan Evren'e yazdığı kalbi şükran ve teşekkür mektubu

Özal-Evren ortaklığının belgesi değil mi?

12 Eylül 1980 öncesi, eğer Evren'in söylediği gibi bir l2 Eylül’ün o koynumuzda beslenen evranlarının (yılanlarının) ülkemizi adım adım 1980 faşist darbe günlerine yakınlaştırma planları gibi değil miydi?... 

Bir plan var idiyse, bu planın farkında olmayan yurtsever; siyasetçiler, ilericiler, demokratlar, bürokratlar, aydınlar "bana ne" diyerek sorumluluktan mı kaçmışlardı? "Şartların olgunlaşmasına" bilerek, ya da bilmeyerek omuz veren iktidar mensupları ve diğer siyasiler, "bana değmeyen yılan bin yıl yaşasın" düşüncesiyle mi uzlaşmaz davranışlar sergiliyorlardı?

Ülkenin hızla, planlı bir şekilde kaosa sürüklendiği görülmüyor muydu? 30 Nisan 1980 günü, 1 MAYIS kutlamalarının yasaklanması nedeniyle DİSK üyesi işçiler iş bırakma eylemi başlattı. Bu eylem nedeniyle başta DİSK Genel Başkanı Abdullah Baştürk olmak üzere, Yürütme Kurulu üyelerinin bir kısmı ve DİSK üyesi bazı sendikaların yöneticileri de o zamanlar, adı 2. Şube Müdürlüğü olan yapının hücrelerine konuk olmuşlardı!Bu hücrelerden birinden ben de, İstanbul Valiliğine 1 Mayıs izin dilekçesini veren biri olarak nasibimi aldım!. Üç dört kişilik bu hücrelere onar, onbeşer kişi doldurulduk.

12 Eylül sonrası Turgut Özal ve Kenan Evren'in sınıfsal memnuniyet kahkahası

12 Eylül mutluluğunu birlikte yaşıyorlar besbelli!

İfadelerimiz gözlerimiz bağlı alındı. İşlemler tamamlandıktan sonra, sendika yöneticileri başta Abdullah Baştürk olmak üzere bir (GMC) askeri kamyona doldurularak Harbiye'de bulunan 1. Ordu Kışlasının içinde bir başka mekana nakledildik. Bu arada DİSK Genel Merkezinin "iğneden ipliğe" arandığını hatta duvardaki lambrililerin bile söküldüğünü ve yasa dışı hiçbir şeyin bulunmadığını öğrendik.

Anayasa ve yasalar uyarınca üyelerinin ekonomik ve demokratik haklarının koruyuculuğunu yapan, kurulduğundan beri hiçbir terör olayına karışmamış ve kurucu Genel Başkanı Kemal Türkler'i faşist terörüne kurban veren, üye sayısı beşyüzbini aşan, DİSK Genel Başkanı BAŞTÜRK'ün ifadesinin, gözleri bağlı alınması nasıl yorumlanmalıydı?...

12 EYLÜL'DE EMEK VE EMEKÇİLER

12 Eylülcülerin darbecileri arasında, özgür sendikacılığı bitirmeyi, devrimci ve ilerici sendikacıları susturmayı düşünen ne kadar da çok *evran varmış meğer?

Bu *evranlar, meydanlarda at oynatmak ve düşüncelerini uygulayabilmek için, sonsuz imkân ve yeterli zemini hemen buldular. "Körün istediği bir göz Allah verdi iki göz" misali derhal kollar sıvandı. Darbecilerin yeni bir bildirisi ile DİSK kapatıldı kayyımlara teslim edildi. DİSK üyesi sendikaların kapılarına birer, birer kilit vuruldu.

Yıllarca bitmeyen anarşi ve terörü ortadan kaldırmak için yapıldığı söylenen uygulamalar, darbecilerin gerçek yüzlerini ayna gibi ortaya çıkardı...

Özal-Evren ortaklığının belgesi değil mi?

TÜSİAD, TİSK, MESS, gibi kuruluşlar derhal 12 Eylül darbecilerinin baş destekçileri oldular. İşçilerin yıllar boyunca sendikaları vasıtası ile elde ettikleri ekonomik kazanımların birçoğu derhal ortadan kaldırıldı.

İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Başkanı, bu utanç darbesinden memnuniyetini, kahkahalar atarak "Şimdiye kadar onlar (işçiler) güldü, artık gülme sırası bizde" diyerek dile getiriyordu.

İşten çıkarmalar, tutuklamalar hapislere atılıp idamla yargılananların hesabı tutulamayacak kadar çoktu. Bazı kayıtlara göre 30 binden fazla işçi sakıncalı denilerek işlerinden çıkarıldı ve yeniden iş bulmaları çeşitli biçimlerle engellendi.

12 Eylül darbecilerinin kurduğu hükûmette, ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak görev verilen Turgut Özal'ın darbecilerin destekçisi olduğu belgeleniyordu. "Ben zengini severim" diyen MESS başkanı Özal, darbecilerin kurduğu hükûmette ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı yapıldı. TÜRK-İŞ Genel Sekreteri ise maalesef zihniyeti açıkça bilinen 12 Eylül Hükumetinde bakan olarak görev almıştı!...12 Eylül faşist darbecilerinin, DİSK ve üye sendika yöneticileri hakkındaki darbe bildirilerini yazan ve zalimce uygulamaları yapanlar arasında meğer ne kadar da çok evran varmış!..

EVRAN:* ?