T.MADEN-İŞ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
T.MADEN-İŞ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2026 Pazar

KAVEL DİRENİŞİ: SÖNMEYEN MÜCADELE ATEŞİ

1961 Anayasası ve Grev Hakkındaki Yasal Boşluk

1961 Anayasası, ülkemiz sendikacılığında çok önemli bir çığır açarak çalışma hayatına, özellikle de emek kesimine yol göstericilik yapmıştır. Anayasa, işçi sınıfımızı sendikal hayatta grev hakkına kavuşturmuştur; ancak henüz işçilerin bu haklarını nasıl kullanacakları belli değildir. Çünkü bu hakkın uygulanmasını sağlayacak yasalar henüz çıkarılmamıştır.

Kâğıt Üzerinde Kalan Haklar

Grev yasasının çıkarılması egemen çevreler tarafından savsaklanmakta, işçi sınıfının bu hayati hakkı sadece kâğıt üzerinde bırakılmaktadır. Anayasa hükmü yasal bir boşluğa düşmüş, işçi sınıfı bu boşlukta boğulmak istenmektedir.

İstinye Kavel Fabrikası: Direnişin Kıvılcımı

İstanbul İstinye'de kaliteli kablo üreten Kavel fabrikasının işçileri, Kemal Türkler’in genel başkanlığını yaptığı T. Maden-İş Sendikası'nın üyeleridir. Fabrika genel müdürü Amerika'dan yeni gelmiş, despotik kurallarla çalıştırdığı işçilerin üretiminden memnun kalmayarak hep daha fazlasını istemektedir. İşçiler, yasaların belirlediği sürelerin üzerinde çalıştırılmakta; üstelik uzun zamandır fazla mesai ücretleri ve ikramiyeleri eksik ya da geç ödenmektedir.

Yönetim, işçileri sürekli sendikadan istifaya zorlamakta, karşı çıkan sendika temsilcilerini de işten çıkarmaktadır. İşte bu uygulama bardağı taşıran son damla olur. Kavel işçileri şalteri kapatır, üretim durur. Kaynak makineleriyle kapılar kaynatılır. Kavel işçileri bu eylemle sadece üretimi değil, yapılan baskı ve haksızlıklara karşı boyun eğmeyi de durdurmuştur.

28 Ocak 1963: "Ölmek Var Dönmek Yok"

28 Ocak 1963 tarihinde, soğuk bir zemheri gününde anayasal hakları için direnişe geçen Kavel işçileri, "Ölmek var, dönmek yok!" diyerek yola çıkar.

Kavel direnişi hakkında çok şey konuşuldu, yazıldı; eylem ülke ve dünya basınında geniş yer buldu. Adına kitaplar, şiirler ithaf edildi. Bu hak arama mücadelesi elbette zaferle bitecekti ve nitekim öyle de oldu. Bugün sabahları işbaşı yapan ve hakkını arayan milyonlarca işçinin göğsünde atan ikinci bir yürektir Kavel.

Kavel işçisi bu direnişiyle, çalışma hayatında ve sendikal yapılarda büyük bir sarsıntı yaratmıştır. 28 Ocak günü yükselen sesler, Kavel'in duvarlarını aşarak demokrasi içinde hak arama mücadelesinin yolunu aydınlatmıştır. İşçiler; haklı olunduğunda, meşru ve demokratik çizgileri aşmadan nasıl mücadele edileceğinin en somut örneği olmuşlardır.

Kavel’in Mirası: 274 ve 275 Sayılı Yasalar

Nitekim "kanunsuz" denilen bu direnişin tam aksine anayasal bir hak olduğu anlaşılmış ve hemen ardından 274 ve 275 sayılı yasalar çıkarılmıştır. Bu eylem, "Haklıysan kanun arkadan gelir" anlayışının en net örneğidir. Sermaye kesiminin ve kalemi satılık basının "kanun dışı grev" çığırtkanlığına karşı Maden-İş'in efsanevi genel başkanı Kemal Türkler o tarihi cevabı verir: "Bu, tam da Anayasa içi bir grevdir!"

Kavel eylemi, meşru mücadelenin en saf halidir. Sonucu ise haklının hakkını ne pahasına olursa olsun savunabileceğini göstermesidir. Diğer fabrika işçilerinin bu eylemi maddi ve manevi olarak desteklemesi ise sınıf dayanışmasının en onurlu örneğidir. 36 gün boyunca açlığa, soğuğa ve polis barikatlarına karşı direnenler, 274 ve 275 sayılı yasaların harcını oluşturmuş, bu yasaların hızla çıkmasına vesile olmuşlardır.

Kavel direnişi sadece bir iş bırakma eylemi değildir; toplumsal dayanışma ruhunun zirvesidir. Masal ya da hikaye kitapları gibi raflarda tozlanmaya bırakılmayacak kadar değerlidir.

63 Yıl Sonra Kavel: Günümüzdeki Sendikal Mücadele

28 Ocak 2026 tarihinde, Kavel'in 63. yılında, çalışma hayatına baktığımızda tablonun hâlâ kararlı ve demokratik mücadeleler gerektirdiğini görüyoruz. Grevlerin çeşitli gerekçelerle bir gecede yasaklandığı, sendikal örgütlenmenin önüne bürokratik barajların çıkarıldığı bir dönemden geçiyoruz. Güvencesizlik ve taşeronlaşma, işçi sınıfının kazanımlarını törpülemeye devam ediyor. Tam da bu yüzden, 63. yılında Kavel direnişi, yasakları aşan o iradenin kendisidir.

Kavel bizlere; haklıysanız, birlik olabiliyorsanız, ailenizle, mahallenizle ve diğer fabrika işçileriyle bütünleşebiliyorsanız kamuoyu desteğini de arkaya alarak emek mücadelesinin kazanılabileceğini öğretiyor.

Çünkü sendikal mücadelenin kalbi, tumturaklı sözlerin söylendiği salon toplantılarında değil; yağlı ellerde, isli suratlarda, emek kokan terli vücutlarda ve fabrikaların tükenmek bilmeyen tozundadır...




1 Mart 2025 Cumartesi

İŞ HAYATININ İNSANCILLAŞTIRILMASI

İŞ HAYATINDA İNSANCILLAŞMA

İşçiler, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve güvenli hale getirilmesinde mutlaka söz sahibi olmalıdır. Daha doğrusu çalışma koşullarını ilgilendiren tüm konularda işçiler, doğal olarak söz ve karar sahibidirler.
                               
İşçi sağlığı ve iş güvenliği konularında yapılması gereken ana işlerin başında, çalışma koşullarının düzeltilmesi ve düzenlenmesi gelir.

Bu işin diğer adı, "iş hayatının insancıllaştırılması"dır.
Elbette işçilerin işyerlerinde söz sahibi olma ve başta işçi sağlığı ve işgüvenliğ konularında yaptırımlar gerçekleştirebilmeleri, ancak sendikalar vasıtası ile olacaktır. Kazaların çok sık meydana geldiği işyerlerine bakıldığında, buralarda daha çok sendikasızlığın veya sarı sendikacılığın bulunduğunu görürüz.
İş güvenliğine yeterli bütçeyi ayırmayan işin önemini ikinci plana iten taşeronların varlığı, işyerlerinde kazaların oluş sebeplerinden birisi de sayılabilir.

Kazalar, sadece kanun yapmak, yönetmelik çıkarmakla engellenemez. İyi bir kanun ve yönetmelik sıkı bir denetim gerektirmiyorsa çok da işe yaramayabilir.
Bu hususta gerçek ve en iyi denetmen sendikalardır.
Çalışma süreleri, gün içindeki molalar, izinler, tatil hak ve uygulamaları, çalışanlar lehine ancak tam olarak gerçek işçi sendikalarının işyerlerinde devreye girmesiyle sağlanabilir.

1976 yılında ABD'de yapılan uluslararası çelik konferansına, Türkiye'den, T.Maden-İş Sendikası davet edilmişti. DİSK üyesi T.Maden-İş Sendikasının Genel Başkan Vekili, Toplu Sözleşme, Araştırma, Ücret ve Ekonomi Politika Daireleri Başkanı olarak temsil ettiğim konferans dört gün devam etmişti. Konferansta ağırlıklı olarak çelik işçilerinin sorunları görüşülüp tartışıldı. Konferans bitiminde ABD Çelik İşçileri Sendikası (United Steel workers) ile Almanya IGMetall Sendikası yöneticileri ile görüşmeler yapıldı. Konuşmalar özellikle, çalışma koşul ve süreleri ile, iş kazaları, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında oldu.  


Hüseyin Ekinci 1976 Çelik Konferansı Pittsburgh
Konferans bitiminde, Pitsburgh'ta bulunan çelik ve Detroit'te kurulu otomobil fabrikaları ziyaret edildi. Üretim, teknoloji, sendikal çalışma, işçi hak ve ücretleri konularında yerinde incelemelerde bulunduk.

Özellikle yassı mamul üreten bir çelik fabrikasında, incelemelerimizi yoğunlaştırdık. 
Kenarında üç adet çelik fabrikasının daha, kurulu bulunduğu belirtilen Pittsburgh ırmağında, onlarca çocuğun neşe içinde balık tuttuklarını, fabrikalarda milyon tonlarca çelik üretilirken, çevreye zarar verilmediğini, ırmağın masmavi aktığını görmüştük....

Fabrikaların, dışarıdan görünen yerlerinde "1975 yılında bu fabrikada sadece bir iş kazası oldu."
Bir başka fabrikada "bu iş yerinde 1975 yılında çevre sağlığı için.......... dolar harcanmıştır." Yine başka bir fabrikanın dış duvarına asılı levhada "önce iş güvenliği" şeklinde ki yazıları görmüştük.

Fabrikaların, işçi sağlığı, iş güvenliği ve çevre sağlığı düzeni için, adeta birbirleri ile yarıştıkları görülüyordu.

AĞIRLIKLI ÜRETİM

4500 çalışanı bulunan yassı çelik üreten fabrikalardan birinin, 1975 yılı üretiminin 4,5 milyon ton yassı mamul olduğu belirtilmişti. Zannediyorum aynı üretim dalında o yıllar 8000 civarında işçinin çalıştığı Erdemir Fabrikası yaklaşık 900 bin ton ham çelik üretimi yapmaktaydı...

Çalışanlarına ve çevreye değer verilmesi, kazaların önlenmesi konularında ki tedbir ve uygulamaların elbette üretime de olumlu katkıları olmaktadır.


5 Aralık 2018 Çarşamba

NETAŞ TOPLU SÖZLEŞME ZAFERİ 1975

Arka planda "MADEN-İŞ SENDİKASI" yazan bir pankartın ve Türk bayrağının asılı olduğu bir salonda, DİSK'e bağlı, T.Maden-iş Genel Başkan Vekili Hüseyin Ekinci, mikrofonda coşkulu bir şekilde konuşuyor ve eliyle ileriye doğru işaret ediyor. Karşısında masalarda oturan kalabalık bir erkek grubu onu dinliyor.
T.Maden-İş Genel Başkan Vekili ve T.Sözleşme Dairesi Başkanı Hüseyin Ekinci,
Netaş işçileri ile yapılan bir toplantıda.
İstanbul Ümraniye'de 1967 Yılında kurulan ve Türk Sanayi kuruluşları içinde çok önemli bir yer edinen NETAŞ Fabrikasının işçileri, sarı sendikadan toplu halde istifa ederek DİSK'E bağlı T. MADEN - İŞ Sendikası içinde yerlerini aldılar. Daha, işbaşı yaptırılırken bile, liyakat ve nitelikleri asla tartışılmayacak kadar değerli olan işçiler, görevlerini tam olarak yerine getirmeye devam ettiler.

1975 Yılından itibaren çok değerli çabaları ile kaliteli üretim yaptılar. Çalışma ve kârlılık bakımından, sorumluluklarını tam olarak yerine getirdiler. Bu dönemde, gerçek sendikanın sendikal hareketler içindeki yeri ve görevlerini keşfettiler. Çeşitli tarihlerde yapılan toplantılarda ilk sendikal eğitimlerini aldılar.
Üyelerin sendikal yapı içerisinde ki "söz ve karar sahibi olma ilkesiyle" tanıştılar.

İş yeri sendika temsilcilerini, özgür iradeleri ile T. Maden - İş Sendikası uygulaması gereği, kapalı oy ve açık sayım usûlü ile yapılan seçimler sonucu kendileri belirlediler.

GERÇEK VE GÜÇLÜ SENDİKA İLE İSTENİLEN SONUÇ

Toplu sözleşme daire başkanı olarak, toplu sözleşme tekliflerinin hazırlık çalışmaları durmadan devam etti. Sendikamızın Araştırma ve Ücret ve Ekonomi Politika daireleri çok verimli çalışmalar yaptılar. Hazırlanan toplu sözleşme teklif tasarısı, işçilerle yapılan bir salon toplantısında görüşüldü, bilgi alış verişi sağlandı. Sarı Sendika Tek-Met' işin toplu sözleşmesi süresi sona erdi.

Toplu Sözleşme görüşmelerine başlandı.
Müzakereler çetin geçiyor. Sendika müzakere heyeti içinde iş yerinde çalışan sendika temsilcilerinin tamamı da yer alıyor. İşveren tarafının müzakere heyetinin sunduğu çeşitli olumsuz öneri ve teklifleri anında karşılık buluyor, çürütülüyordu.

NETAŞ'TA TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ İMZALANDI

19 ŞUBAT 1977 Tarihinde toplu sözleşme, Fabrikada işçilerin huzurunda imzalandı.
Toplu Sözleşme ile işçilere sağlanan parasal hakların bir bölümünü birlikte inceleyelim mi?

Ücret zamları: 1. Yıl saat ücretlerine 625 kuruş, 2. Yıl saat ücretlerine 625 kuruş zam yapıldı.
2 Maaş olan ikramiyeler, bundan böyle her yıl 5 maaş olarak ödenecektir.
Haftalık Çalışma süresi 45 saate indirildi, ödemeler 48 saat üzerinden yapılacaktır.
Kıdem tazminatı her yıl için 45 gün olarak hesaplanacaktır.
Yıllık ücretli izinlere 3 gün ilave edildi.
İzne çıkarken işçilere, ücretin dışında ayrıca 2500 TL. izin parası ödenecektir.
Her her yıl  2500 TL yakacak yardımı verilecek .
Ramazan ve Kurban Bayramlarında, her işçiye, 1250TL. bayram harçlığı olarak yılda toplam 2500 TL ödenecek.
Çocuk başına ayda 50 TL çocuk yardımı yapılacak. Ayrıca ilk orta ve liseye giden çocuklara kademeli olarak yardım yapılacaktır.
Her ay devamlılık primi devamlılık pirimi olarak maaşlara 2 yevmiye bedeli ilave edilecektir. 
O tarihlerde yaptıkları mücadele sonucu; Netaş işçileri; Metal iş kolunun en iyi toplu sözleşmesini, birlik, dayanışma, güçlü ve devrimci sendika parolası ile T. Maden-İş Sendikası ile ile istediklerini elde ettiler.