22 Ağustos 2014 Cuma

Taksim’de 14 Gece, 14 Gündüz: 1966 Yılında "Atatürk’e Ulusal Bağlılık Nöbeti"

Adalet Partisi iktidarı sırasında ülkenin bir kısım bölgelerinde, bazı meczublar,  Atatürk büst ve heykellerine saldırılarda bulunmaya başlamıştı. 
"27 Mayıs Devrimine" tepki içerisinde olan kesim tarafından bu tip saldırıların fazlalaştığı gözleniyordu.

Türkiye Milli Talebe Federasyonu, 14-28 Nisan tarihleri arasında Taksim Atatürk heykeli ö
nünde gece ve gündüz 24 saat, "ATATÜRK'E ULUSAL BAĞLILIK NÖBETİ" tutulacağını, nöbete, tüm ilericilerin ve sendikaların katılabileceğini el ilanı ile İstanbul halkına duyurdu.

Atatürk'e saygı duruşunda bulunmak için İstanbul halkı,Taksim Meydanı'na akın, akın gelmeye başladı. Gece anıt çevresi meşalelerle aydınlatıldı. Meşale yakıtları, gönüllü olarak benzin istasyonlarınca karşılanıyordu.

T. Maden-İş
 Sendikası da, yönetici ve binlerce üyesiyle kendilerine ayrılan sürede, Atatürk'e bağlılık nöbetlerini tuttular.

Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı, Türk Devrim Ocakları,Türkiye Gazeteciler Sendikası gibi
kuruluşlar ve ilerici bir çok aydın bu eyleme katıldı. Bazı milletvekilleri ve emekli general ve subaylar da Atatürk'e Ulusal Bağlılık Nöbeti tuttular.

1966 Taksim Atatürk'e Ulusal Bağlılık Nöbeti'nde Türk Maden-İş Sendikası üyeleri saygı duruşunda
                         Hüseyin Ekinci           Ruhi Yümlü
                          Şube Başkanı           Genel Sekreter

    
1966 yılının Nisan ayında, Türkiye’nin toplumsal ve siyasal hafızasında çok derin, çok anlamlı izler bırakan muazzam bir sivil duruş yaşandı: "Atatürk’e Ulusal Bağlılık Nöbeti."
O dönem ülkenin farklı yerlerinde Atatürk büst ve heykellerine yönelik artan saldırılara, hoyratça sergilenen o saygısızlıklara karşı toplumun vicdanı sessiz kalamazdı. 

Türkiye Milli Talebe Federasyonu (TMTF) ve İstanbul Üniversitesi Talebe Birliği öncülüğünde yakılan o meşale, kısa sürede dalga dalga yayılarak tarihe geçecek bir dayanışmaya dönüştü. Bu tarihi eylem, Türkiye’nin demokratik kitle örgütlerinin, işçi sınıfının ve gençliğinin ortak bir ideal etrafında nasıl tek bir gövdeye dönüşebileceğinin en saf, en net örneklerinden biridir. Cumhuriyetin kazanımlarına ve onun kurucu değerlerine sahip çıkma iradesinin, meydanlarda yanan meşalelerle yazılmış unutulmaz bir destanıdır.

İkişer, üçer kişilik ekipler halinde tutulan nöbetler 14 gün ve 14 gece devam etti. Gençlik ve işçi kuruluş temsilcilerinden bazılarının meydanda duran anı defterine yazdıkları yazılar şöyleydi.
İlk nöbeti tutan Türkiye Milli Türk Talebe Federasyonu 2. Başkanı Cavit Savcı: "Bu nöbet ilelebet"

T.Maden-İş sendikası Genel Başkanı
Kemal Türkler: "Atatürk inanç ve idealimdir."

Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı Başkanı
Alp Kuran: "Seni sevmek vatanı sevmektir."


12 Ağustos 2014 Salı

Sendikal Hareketler: Ağustos 2014 Ankara Yönetim Kurulu Toplantı Notları

Toplantı Gündemi ve Öne Çıkan Başlıklar

T.MADEN-İŞ Sendikamızın, Genel Yönetim Kurulu toplantıları, zaman, zaman İstanbul dışında da yapılıyordu. İzmir ve Ankara'da yoğun bir gündemle oluşan toplantılara, konularında uzman konuklar davet edilir, ülkede öne çıkan konular toplantı gündemine alınarak tartışılırdı.

Ankara'da yaptığımız bir Genel Yönetim Kurulu Toplantısına, 1960 İhtilalinin Milli Birlik Komitesi üyelerinden Tabii Senatör Ahmet Yıldız davetli olarak katılmış, heyecanlı konuşmaları ile 1960 İhtilali ve sonrasında yapılan, 1961 Anayasası ve demokratik haklar konusunda önemli bilgiler vermişti. 
1968 Yılında Ankara'da toplanan Genel Yönetim Kurulu üyeleri toplu halde, Anıt Kabir ziyareti sonrası görülüyor.
Ahmet Yıldız Adnan Menderes ve diğer iki bakanın da idam edilmelerine karşı çıkmıştı. 1961 Anayasası uyarınca 1980 Yılı 12 Eylül'e kadar hem Tabii Senatörlük görevini hem de Halk Evleri Genel Başkanlığını yapmıştır.

1968 Yılında Ankara'da toplanan Genel Yönetim Kurulu üyeleri toplu halde, Anıt Kabir ziyareti sonrası görülüyor. Bu genel Yönetim Kurulunda 6. Bölge Temsilciği  6 Y.K.Üyesi ile temsil ediliyordu.
                Oturanlardan sondan dördüncü H.Ekinci











3 Ağustos 2014 Pazar

BİRİNCİ KAVEL DİRENİŞİ 1963

Kavel Direnişi Neden Başladı?

Ocak ayının 28. günü. Yıl 1963 
İstanbul'da kar diz boyu...
İstanbul Boğazının ayazıyla birleşen kar soğuğu, ''İstinye çukurunda''insanları tir, tir titretiyor...
Aylardır, işveren ücretleri zamanında ödemiyor. 
Hak edilen fazla mesai ücretlerini ödemiyor sözünü bile ettirmiyor. Yıllık ikramiyeler eksik ödeniyor, hatta kaldırılacağı da söyleniyor.
İşçilerin suratları ama gözler çakmak çakmak.

Kavel işçileri, kablo üretiyor, o yıllarda kaliteli kablo üreten tek fabrika.
Zamanın, teknoloji harikası olan makinelerle yapılıyor üretim.
Satışlar mükemmel, kârlılık fevkalâde, müşteriler sırada...

Fabrika Sahibi , Vehbi Koç'un kayın biraderi Emin Aktar.
Genel Müdür,  Amerikadan yeni geldi.  Yurt dışında okumuş, oldukça havalı, "burnundan kıl aldırmayanlar" cinsinden...
Kendine göre yurt dışında öğrendiklerinini değil, kendi despot düşüncelerini burada uygulamak istiyor. Uygulamak istedikleri, işçi ve ailelerinin ekmeğini kesmek, zorda olanları perişan etmek mi?..

Genel Müdür, işçileri sendikadan istifaya etmeye zorluyor.
İşçiler istifa etmemekte direniyor. "Notere verilecek paramız yok" diyorlar.
Müdür "istifa paralarını şirket verecek" diyor.
İşçiler "siz önce aylardır ödenmeyen fazla mesai ücretlerimizi ödeyin" dediler.

İstanbul, en soğuk kışlarından birini yaşıyor. İstanbul soğuk. İstinye ise buz kesiyor.
Hava soğudukça, Kavel işçileri ısınıyor gibi.
1961 Anayasanın 46. maddesi sendikalardan, 47. maddesi ise  toplu iş sözleşmesi ve grev hakkından bahsediyor. Bu konulara ilişkin, kanunların çıkarılacağı konuşuluyor.

Kanunsuz Lokavta Karşı İşçi Kararlılığı

İşveren, yiğit Kavel işçilerine söz geçiremedi. İstifa baskıları sonuç vermedi.
Sendikadan ayrılmadı işçiler.
İşçilerin sendikadan istifa etmemeleri üzerine, Genel Müdür, sendika temsilcilerinin dördünü de işten çıkardı. Ardından 10 işçiyi daha...

Durumu protesto eden işçiler sessizce oturma eylemine geçtiler. Üretim tamamen durdu. İşveren bunun üzerine büro personeli hariç, işçilerin  tamamını işten çıkardı. Anayasada belirtilmemiş olmasına rağmen, "kanunsuz lokavt" söylemi, sendikal
kamu oyu ve Türk iş hukukunda konuşulmaya başlandı.

Mevsim kış, zemheri soğuğunu sadece İstinye değil tüm İstanbul yaşıyor. 

Fabrika dışında çadır kuruldu.

Fabrikada T.Maden-İş Sendikası yetkili. İşveren "bu kanun dışı grev" diyerek savcılığı göreve çağırdı.
Kimilerine göre bu "kanun dışı bir grev." İşte bu sırada Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Kemal Türkler fikrini soran basın mensuplarına,"bu tam tam bir Anayasa içi bir grevdir," diyordu.

Türkay Kibrit Fabrikası ve İşçi Dayanışması

Kavel Kablo Fabrikasının çok yakınında, Vehbi Koç'a ait "Türkay" kibrit fabrikası var. Yıllarca ocaklarının ateşini bununla tutuşturdu insanlar. Gaz lambalarını, gaz ocaklarını bu kibritlerle yaktı halkımız.
Zaten ülkede iki kibrit fabrikası var. İkisi de İstanbul Boğaziçinde. Büyükdere'deki "Tekel Kibrit" diğeri ise İstinye'de "Türkay Kibrit". Bir kısım Türkay işçisi, Türkay Genel Müdürünün baskısı ile Kavel direnişini kırmak için çokça çaba harcadı. Bir kısım işçi de gizlice direnişçilere maddi ve manevi destekte bulundular.

Kavel işçiler eylemlerini fabrika önünde kurulan çadırda sürdürmeye başladı. O zamanlar Kemal Türkler'in Başkanlığını yaptığı T.Maden- İş'inde üyesi olduğu, Türk-İş Konfederasyonu yetkilileri bu demokratik protesto eylemine soğuk bakıyorlar, yeteri kadar ilgilenmiyorlardı...

İstinye Dayanışması: Kavel İşçisi Yalnız Değil

T.Maden-İş Sendikası, dışarıda işçilere kazan kaynatarak, sıcak yemek vermeye başladı,
Bir süre sonra polis, olaya müdahale etti ve eylemin 17. gününde fabrika önünde işçi topluluğunu dağıtmak istedi. Yapılan polis müdahalesinde dokuz işçi tabanca kabzası ve coplarla yaralandı. İstinye halkı ve işçi aileleri bu haklı direnişe destek verdiler.

İşçi Eşlerinin Barikat Mücadelesi

Direniş devam ederken işveren, kamyonlara yüklenmiş kabloları fabrika dışına çıkarmak istedi. Bu defa olaya işçi eşleri de karıştı, fabrika kapısına birlikte barikat oldular...


İstanbul'da bazı fabrika işçileri, Kavel işçilerine destek için, para toplamaya, bazı fabrikalar da ise protesto olarak sakal bırakma eylemleri başlatıyorlardı.

Kablo Fabrikasına, üretim için bakır veren, benim de içinde bulunduğum bir kısım Rabak Bakır Fabrikası işçisi, bir kamyonetle çeşitli yiyecek maddeleri getirerek direnişçilere desteklerimizi iletmiştik. İstinye Tersanesi emekçileri ise maddi ve manevi olarak sürekli direnişçilerin yanında oluyordu...
 
Kavel olaylarında Türk-İş'in sessizliği ve eyleme duyarsız kalışı, konfederasyon içindeki çalkantıların su üstüne çıkmasına ve çatlakların derinleşmesine sebep olmaya başladı.

Bu direniş basında çok yer buldu.
Kamuoyunu günlerce meşgul etti.
Vali ve diğer yetkililer bu işi bitirmek için çokça gayret sarf ettiler.
Kavel işçileri direnişlerini başarı ile sürdürüyorlardı...

Siyasi Etki: Bülent Ecevit ve Grev Yasasının Doğuşu

Direnişin 36. gününde, Başbakan Yardımcısı Turhan Feyzioğlu ve Çalışma Bakanı Bülent Ecevit'in araya girmesiyle bir protokol yapıldı.
İşten çıkarılanlar işbaşı yapacak, ikramiyeler tam ve zamanında ödenecektir. Fazla mesai uygulaması ise yasa uyarınca yapılacaktır  maddeleri bu protokol da yer aldı.
Direnişin sona ermesinin ardından 12 işçi göz altına alındı ve tutuklandı.

274 ve 275 Sayılı Yasaların Doğuşu

Dört ay gibi çok kısa zamanda "Sendikalar Kanunu ile Toplu Sözleşme, Grev ve Lokavt" kanunları çıkarılıp yürürlüğe sokuldu. Anayasa'ın 47. maddesinde yer almamasına rağmen, toplu iş sözleşmesi grev yasasına, ayıplı bir "lokavt" sözcüğünün de eklenmesiyle işverenlerin istekleri karşılanmış oldu.

Kanunda yer alan bir maddeyle direnen işçilerin hakkındaki tüm davalar düştü, kimse ceza almadı.
Kavel direnişi şçi ınıfının sendikal mücadelesinde bir milat oldu...
Birinci Kavel Direnişi, aynı zamanda işçi sınıfının sendikal mücadelesinde çok önemli bir kilometre taşı oldu. 1968 ve 1970'li yılların sonuna kadar sürekli yükselen sendikal mücadeleye elbette ışık tuttu, çoğunlukla öncülük etti

Hasan Hüseyin Korkmazgil ve Kavel Şiiri

Kavel olayı edebiyatımıza da girdi.
Büyük gazetelerde makaleler yazıldı. 
Şiirlere konu oldu.
Şair Hasan Hüseyin Korkmazgil, Kavel işçilerinin direnişi ile ilgili unutulmayacak ve tarihe kayıt düşen güzel bir şiir yazdı.

KAVEL
İşime karım dedim, karıma Kavel diyeceğim. 
Ve soluğum tükenmedikçe bu doyumsuz dünyada, 
Güneşe karışmadıkça etim 
Kavel Grevcilerinin türküsünü söyleyeceğim. 
Ve izin verirlerse Kavel Grevcileri, 
İzin verirlerse İstinyeli emekçi kardeşlerim, 
İzin verirlerse Kavel Grevcileri, 
Ve ben kendimi tutabilirsem eğer sesimi tutabilirsem 
O çoban ateşinin yandığı yerde Kavel'de, 
O erkekçe direnilen yerde, Kavel'de 
Karın altında nişanlanıp dostlarımın arasında 
Öpeceğim nişanlımı Kavel kapısında 
Ve izin verirlerse İstinyeli emekçi kardeşlerim 
İzin verirlerse Kavel Grevcileri 
İlk çocuğumun adını Kavel koyacağım.