ÜRETİM FAZLASI MI
Aziz Nesin, Vatan Gazetesindeki yazısında Kemal Türkler'i eleştiri sınırlarını da aşarak işçilere ve başkanlığını yaptığı sendikaya ihanete varan suçlamasında beyaz eşya daki üretim fazlasından bahsediyor. Bu nedenle büyük patron Vehbi Koç'un ödemediği işçi ücretleri dahil, birçok konudan daha kârlı çıkacağını ve ''grevlerin zamansız başlatıldığını'', bu durumdan işçilerin zararlı çıkacağını belirtiyordu.
"Sendika işçilere tam gündelik veremez oldu, yarı gündelik verilmeye başlandı" dedikten sonra "yarı gündelik de veremez oldu, üçte bir gündelik vermek için taşınmazlarını satılığa çıkarmıştı" diyor.
"İşçilerden kimisi fabrika yönetmenlerine başvurup çalışmak istediklerini söylediler. Kimisi de sendikadan ayrıldı. Eskiden tam karşıtı oldukları sendikalara girenler de oldu," diyerek öyküsüne devam ediyor..
Aziz NESİN ''grevler yanlış zamanda başladı'' diyerek eleştiri boyutlarını daha da ileri götürüyor.
"Büyük Grev" isimli yazıyı daha doğrusu, her ne kadar masal öykü dense de, DİSK ve Maden İş Sendikasının Genel Başkanını ve onun sendikal anlayışını hedef alan yazıyı, Aziz Nesin gibi bir yazarın hangi düşünceyle yazdığını (gerçeğini) anlamak güç..
Grevler, işyeri bazında 1976 Yılından itibaren yasal zorunluluk nedeni ile birer ikişer başlayarak devam ediyor, Turgut ÖZAL'IN danışmanlığındaki MESS uzlaşmaz bir tutum içinde yeni toplu sözleşme görüşmelerini baltalıyordu. Zorunlu başlayan grevlerle birlikte, grevdeki işçilerin sayısı 10 binleri geçmeye başlıyordu.
1977 Yılında da İşveren ve sendikaları MESS'İN katı tutumları nedeniyle yeni başlayan işyeri sözleşme müzakereleri de çıkmaza giriyor, devam eden grevlere yenileri ilave oluyordu. Grevlerde ki işçi sayısının her geçen gün yükselmesi, elbette Sendika, ve dolayısı ile işçileri de ekonomik nedenlerle zora sokuyordu. Bu sıkıntılar büyük grevlerde her zaman yaşanabilir. (Yazarlar Sendikası Kurucusu!) Aziz Nesin'in de bu durumu en az herkes kadar bilmesi gerekmez mi?
1977 Yılında da İşveren ve sendikaları MESS'İN katı tutumları nedeniyle yeni başlayan işyeri sözleşme müzakereleri de çıkmaza giriyor, devam eden grevlere yenileri ilave oluyordu. Grevlerde ki işçi sayısının her geçen gün yükselmesi, elbette Sendika, ve dolayısı ile işçileri de ekonomik nedenlerle zora sokuyordu. Bu sıkıntılar büyük grevlerde her zaman yaşanabilir. (Yazarlar Sendikası Kurucusu!) Aziz Nesin'in de bu durumu en az herkes kadar bilmesi gerekmez mi?
Amacım, bazı gazeteciler, bazı "genç şairler", bazı "ilerici" aydınlar gibi yapıp, Aziz Nesin'i eleştirmek değil. Onun yazılarını ve yazdığı kitaplarının bazılarını, okumuş birisi olarak haddim olmayacağını biliyorum. Haddimi de aşmak istemem. Ancak Aziz Nesin'in bu konuda kesin olarak, yanıldığını-yanıltıldığını- ya da başka sebeplerin olduğunu söyleyebilirim!..
Aziz Nesin, yazdığı kısa öyküde değil onu eleştirenlere, kendi ifadesine göre onlara verdiği "yanıtlarla" 399 sayfa bir kitap oluşturmuştur. Bu durum elbette Aziz Nesin'in ne denli zeki bir yazar olduğunun göstergesidir.
Yazdığı "masal öykü" değil ama kendisini eleştiren yazar, şair, gazetecilere verdiği yanıtlar da haklılık payı yok mu?
Yazdığı "masal öykü" değil ama kendisini eleştiren yazar, şair, gazetecilere verdiği yanıtlar da haklılık payı yok mu?
"UDC, GENEL YAS ve DGM" olaylarında elbette büyük yanlışlar olmuştur. "DGM'yi ezdik sıra MESS'de" sloganı ne kadar doğruydu?
Genel Yas eyleminin ucu açık olması yanlış değil miydi?
Her toplu sözleşme görüşmesinin bir sonu vardır. Bu grevlerde de böyledir. Her grevin bir sonu olacaktır.
Bu durumlara daha sonraki grevlerle ilgili yazılarımızda değineceğiz.
Buradaki yanlışlığın sendikal düşünce ve sendikal sonuçla bağdaşmayan yeni, yeni sloganların sendikal ideolojiden değil siyasi olan düşüncelerden katynaklanmasıydı. Toplu sözleşmeleri işçi ve sendika teklifleri doğrultusunda sonlandırma çalışmaları devam ederken " DGM'Yİ EZDİK SIRA MESS'TE" sloganları, işverenlerin MESS'E daha sıkı sarılmalarına yol açmaktaydı. MESS yönetimi bu ve bu gibi sloganları ve DİSK içindeki ideolojik ayrışmayı kendilerine göre iyi kullandılar.
Gruptan kopmayı ve gruptan ayrı sözleşme imzalamayı düşünen işverenlerin bile, MESS etrafında kenetlendikleri (kemikleştikleri) görüldü...
Her toplu sözleşme görüşmesinin bir sonu vardır. Bu grevlerde de böyledir. Her grevin bir sonu olacaktır.
Bu durumlara daha sonraki grevlerle ilgili yazılarımızda değineceğiz.
Buradaki yanlışlığın sendikal düşünce ve sendikal sonuçla bağdaşmayan yeni, yeni sloganların sendikal ideolojiden değil siyasi olan düşüncelerden katynaklanmasıydı. Toplu sözleşmeleri işçi ve sendika teklifleri doğrultusunda sonlandırma çalışmaları devam ederken " DGM'Yİ EZDİK SIRA MESS'TE" sloganları, işverenlerin MESS'E daha sıkı sarılmalarına yol açmaktaydı. MESS yönetimi bu ve bu gibi sloganları ve DİSK içindeki ideolojik ayrışmayı kendilerine göre iyi kullandılar.
Gruptan kopmayı ve gruptan ayrı sözleşme imzalamayı düşünen işverenlerin bile, MESS etrafında kenetlendikleri (kemikleştikleri) görüldü...
TOPLU SÖZLEŞME AÇMAZLARI
Grevlerin başlamasına, uygulamalarına, toplu sözleşme tekliflerinin hazırlanmasına ve müzakerelerinden sorumlu bir yönetici olarak bazı hatalarımız da olmuş olabilir.
Ancak şurası gerçektir ki, toplu sözleşme tekliflerinin hazırlanması, fabrikalarda çalışan üyelerimizle birlikte hazırlanmıştır. Toplu sözleşme müzakereleri, fabrikalarda üyelerimizin kapalı oy, açık sayım sonucunda seçilen temsilcileriyle birlikte yürütülmüştür. Bu durum üye sayısı az olan fabrikada da böyle olmuştur. 8000 işçinin çalıştığı Ereğli Demir Çelik işletmelerinde de böyle oluyordu.
Ayrıca araştırma dairemiz, üretim ve stok durumları da dahil bir çok konu hakkında, fabrikalarda çalışan üye ve temsilcilerimiz tarafından yönetici ve toplu sözleşme müzakere ekibini bilgilendiriyorlardı.
Ayrıca araştırma dairemiz, üretim ve stok durumları da dahil bir çok konu hakkında, fabrikalarda çalışan üye ve temsilcilerimiz tarafından yönetici ve toplu sözleşme müzakere ekibini bilgilendiriyorlardı.
Ücret ekonomi ve politika dairesi ise hem araştırma dairesi, hem de toplu sözleşme dairesi ekibimizi bilgilendirmek üzere çalışmalara, önemli katkı sağlamaktaydı.
Türkiye Maden İş Sendikasının toplu sözleşme politikası başkanlığım süresince 1974 Eylül ayından, 1977 Eylül ayına kadar böyle yürütülmüştür. Çok başarılı Toplu sözleşmeler yapılmış ve yazılı basında da büyük ölçüde yer almıştır.
Başarılı toplu sözleşmeler de, semeresini vermiş, sendika üye sayısının otuz binlerden seksen binlere doğru yükselmesinde çok büyük katkı sağlayan ana unsur olmuştur.
Başarılı toplu sözleşmeler işçi kamuoyu ve basında yer aldıkça Maden - İş saflarına yeni işyeri ve yeni üyelerin katılımları gerçekleşiyordu.
Aziz Nesin ve O'nun gibiler ne düşünürse düşünsünler, bu grevler yanlış zamanda başlamadı.
Grevin ya da grevlerin yanlış zaman ve doğru zaman gibi durumları tek faktöre, yani sadece zamana bağlı olmasa gerek...
DEVAM EDECEK (Koç Grubu Zorda)
Başarılı toplu sözleşmeler işçi kamuoyu ve basında yer aldıkça Maden - İş saflarına yeni işyeri ve yeni üyelerin katılımları gerçekleşiyordu.
Aziz Nesin ve O'nun gibiler ne düşünürse düşünsünler, bu grevler yanlış zamanda başlamadı.
Grevin ya da grevlerin yanlış zaman ve doğru zaman gibi durumları tek faktöre, yani sadece zamana bağlı olmasa gerek...
DEVAM EDECEK (Koç Grubu Zorda)
Yazının Vatan Gazetesinde yayımlandığı 3 Aralık 1977 tarihinden önce Maden - İş Sendikasındaki görevim sona ermişti. DİSK ve Maden İş Sendikası içerisindeki TKP'li uzmanların etkisindeki yönetici ve delegeler tarafından, tasfiye edilerek, Eylül 1997 tarihinde yapılan yapılan Genel Kurulda görevim sonlanmıştı.
Eylül 1977 tarihinden itibaren MADEN-İŞ Sendikasında etkin görevler de olan ama, TKP'li olmayan sendika çalışanları, bölge temsilcileri, avukatlar, işyeri sendika temsilci ve baştemsilciler de tamamen tasfiye edildiler.
Grevler, işyeri bazında 1976 Yılından itibaren yasal zorunluluk nedeni ile birer ikişer başlayarak devam ediyor, Turgut ÖZAL'IN danışmanlığındaki MESS uzlaşmaz bir tutum içinde yeni toplu sözleşme görüşmelerini baltalıyordu. Zorunlu başlayan grevlerle birlikte, grevdeki işçilerin sayısı 10 binleri geçmeye başlıyordu.
1977 Yılında da İşveren ve sendikaları MESS'İN katı tutumları nedeniyle yeni başlayan işyeri sözleşme müzakereleri de çıkmaza giriyor, devam eden grevlere yenileri ilave oluyordu. Grevlerde ki işçi sayısının her geçen gün yükselmesi, elbette Sendika, ve dolayısı ile işçileri de ekonomik nedenlerle zora sokuyordu. Bu sıkıntılar büyük grevlerde her zaman yaşanabilir. (Yazarlar Sendikası Kurucusu!) Aziz Nesin'in de bu durumu en az herkes kadar bilmesi gerekmez mi?
1977 Yılında da İşveren ve sendikaları MESS'İN katı tutumları nedeniyle yeni başlayan işyeri sözleşme müzakereleri de çıkmaza giriyor, devam eden grevlere yenileri ilave oluyordu. Grevlerde ki işçi sayısının her geçen gün yükselmesi, elbette Sendika, ve dolayısı ile işçileri de ekonomik nedenlerle zora sokuyordu. Bu sıkıntılar büyük grevlerde her zaman yaşanabilir. (Yazarlar Sendikası Kurucusu!) Aziz Nesin'in de bu durumu en az herkes kadar bilmesi gerekmez mi?
Amacım, bazı gazeteciler, bazı "genç şairler", bazı "ilerici" aydınlar gibi yapıp, Aziz Nesin'i eleştirmek değil. Onun yazılarını ve yazdığı kitaplarının bazılarını, okumuş birisi olarak haddim olmayacağını biliyorum. Haddimi de aşmak istemem. Ancak Aziz Nesin'in bu konuda kesin olarak, yanıldığını-yanıltıldığını- ya da başka sebeplerin olduğunu söyleyebilirim...
Aziz Nesin, yazdığı kısa öyküde değil onu eleştirenlere, kendi ifadesine göre onlara verdiği "yanıtlarla" 399 sayfa bir kitap oluşturmuştur. Bu durum elbette Aziz Nesin'in ne denli büyük ve zeki bir yazar olduğunun göstergesidir.
Yazdığı "masal öykü" değil ama kendisini eleştiren yazar, şair, gazetecilere verdiği yanıtlar da haklılık payı yok mu?
Yazdığı "masal öykü" değil ama kendisini eleştiren yazar, şair, gazetecilere verdiği yanıtlar da haklılık payı yok mu?
"UDC, GENEL YAS ve DGM" olaylarında elbette büyük yanlışlar olmuştur. "DGM'yi ezdik sıra MESS'de" sloganı ne kadar doğruydu?
Genel Yas eyleminin ucu açık olması yanlış değil miydi?
Her toplu sözleşme görüşmesinin bir sonu vardır. Bu grevlerde de böyledir. Her grevin bir sonu olacaktır.
Bu durumlara daha sonraki grevlerle ilgili yazılarımızda değineceğiz.
Buradaki yanlışlığın sendikal düşünce ve sendikal sonuçla bağdaşmayan yeni, yeni sloganların düşünmeden yaratılmasıydı. Toplu sözleşmeleri işçi ve sendika teklifleri doğrultusunda sonlandırma çalışmaları devam ederken " DGM'Yİ EZDİK SIRA MESS'TE" sloganları, işverenlerin MESS'E daha sıkı sarılmalarına yol açmaktaydı. MESS yönetimi bu ve bu gibi sloganları ve DİSK içindeki ideolojik ayrışmayı kendilerine göre iyi kullandılar.
Gruptan kopmayı ve gruptan ayrı sözleşme imzalamayı düşünen işverenlerin bile, MESS etrafında kenetlendikleri (kemikleştikleri) görüldü...
Her toplu sözleşme görüşmesinin bir sonu vardır. Bu grevlerde de böyledir. Her grevin bir sonu olacaktır.
Bu durumlara daha sonraki grevlerle ilgili yazılarımızda değineceğiz.
Buradaki yanlışlığın sendikal düşünce ve sendikal sonuçla bağdaşmayan yeni, yeni sloganların düşünmeden yaratılmasıydı. Toplu sözleşmeleri işçi ve sendika teklifleri doğrultusunda sonlandırma çalışmaları devam ederken " DGM'Yİ EZDİK SIRA MESS'TE" sloganları, işverenlerin MESS'E daha sıkı sarılmalarına yol açmaktaydı. MESS yönetimi bu ve bu gibi sloganları ve DİSK içindeki ideolojik ayrışmayı kendilerine göre iyi kullandılar.
Gruptan kopmayı ve gruptan ayrı sözleşme imzalamayı düşünen işverenlerin bile, MESS etrafında kenetlendikleri (kemikleştikleri) görüldü...
TOPLU SÖZLEŞME AÇMAZLARI
Grevlerin başlamasına, uygulamalarına, toplu sözleşme tekliflerinin hazırlanmasına ve müzakerelerinden sorumlu bir yönetici olarak bazı hatalarımız da olmuş olabilir.
Ancak şurası gerçektir ki, toplu sözleşme tekliflerinin hazırlanması, fabrikalarda çalışan üyelerimizle birlikte hazırlanmıştır. Toplu sözleşme müzakereleri, fabrikalarda üyelerimizin kapalı oy, açık sayım sonucunda seçilen temsilcileriyle birlikte yürütülmüştür. Bu durum üye sayısı az olan fabrikada da böyle olmuştur. 8000 işçinin çalıştığı Ereğli Demir Çelik işletmelerinde de böyle oluyordu.
Ayrıca araştırma dairemiz, üretim ve stok durumları da dahil bir çok konu hakkında, fabrikalarda çalışan üye ve temsilcilerimiz tarafından yönetici ve toplu sözleşme müzakere ekibini bilgilendiriyorlardı.
Ayrıca araştırma dairemiz, üretim ve stok durumları da dahil bir çok konu hakkında, fabrikalarda çalışan üye ve temsilcilerimiz tarafından yönetici ve toplu sözleşme müzakere ekibini bilgilendiriyorlardı.
Ücret ekonomi ve politika dairesi ise hem araştırma dairesi, hem de toplu sözleşme dairesi ekibimizi bilgilendirmek üzere çalışmalara, önemli katkı sağlamaktaydı.
Türkiye Maden İş Sendikasının toplu sözleşme politikası başkanlığım süresince 1974 Eylül ayından, 1977 Eylül ayına kadar böyle yürütülmüştür. 1974 yılından itibaren yürütülen bu şekildeki çalışma, ürünlerini vermiş ve çok başarılı sözleşmeler yapılmıştır.
Başarılı toplu sözleşmeler de, semeresini vermiş, sendika üye sayısının otuz binlerden seksen binlere doğru yükselmesinde çok büyük katkı sağlayan ana unsur olmuştur.
Başarılı toplu sözleşmeler işçi kamuoyu ve basında yer aldıkça Maden - İş saflarına yeni işyeri ve yeni üyelerin katılımları gerçekleşiyordu.
Aziz Nesin ve O'nun gibiler ne düşünürse düşünsünler, bu grevler yanlış zamanda başlamadı.
Grevin ya da grevlerin yanlış zaman ve doğru zaman gibi durumları tek faktöre, yani sadece zamana bağlı değildir...
DEVAM EDECEK (Koç Grubu Zorda)
Başarılı toplu sözleşmeler işçi kamuoyu ve basında yer aldıkça Maden - İş saflarına yeni işyeri ve yeni üyelerin katılımları gerçekleşiyordu.
Aziz Nesin ve O'nun gibiler ne düşünürse düşünsünler, bu grevler yanlış zamanda başlamadı.
Grevin ya da grevlerin yanlış zaman ve doğru zaman gibi durumları tek faktöre, yani sadece zamana bağlı değildir...
DEVAM EDECEK (Koç Grubu Zorda)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder