KÖYDEN GELDİM ŞEHİRE: BİR DİRENİŞİN EVRİMİ 15-16 HAZİRAN
Anadolu ekonomisinin kalbi olan köylerde, eli silah tutan tüm genç ve yetişkin erkeklerin cephelere; Arabistan ve Yemen çöllerine gönderilip heba edimesi, tarlalarda çalışacak insan bırakmamıştı.. Birinci Dünya Savaşı sonrası Osmanlı’nın yenik sayılması, Anadolu halkı için sadece askeri bir kayıp değil, aynı zamanda derin bir toplumsal ve ekonomik yıkımdı.
"Çöllerde heba edilen nesil", Türkiye'in dinamik yapısında onlarca yıl kapanmayacak yaralar açmış; köylerde yoksulluk, hastalık ve perişanlık had safhaya ulaşmıştı.
Göçün ve Sanayileşmenin Ayak Sesleri
Atatürk dönemi sonrası 1950’li yıllar, Türkiye’nin sanayileşme sürecinin hız kazandığı bir dönem oldu. Büyük şehirlerde kurulan fabrikalar iş gücüne ihtiyaç duyarken, kırsal alanda tarımda makineleşmenin başlaması köylüyü de biraz işsiz bırakır gbiydi.
Bu durum, şehirdeki iş imkânlarını daha cazip hale getirerek köyden kente büyük göç dalgasını başlattı. 1960 yılına gelindiğinde Menderes dönemi sona ermiş; ancak İkinci Dünya Savaşı yıllarında halkın büyük fedakârlıklarıyla doldurulan devlet hazinesinin de boşaldığı görülmüştü.
1970’li yıllarda da devam eden bu göç hareketi, çarpık yapılaşma ve altyapı sorunlarını beraberinde getirse de Türkiye'nin toplumsal çehresini kökten değiştirdi.
Fabrika Işıkları ve Sınıf Bilinci
1961 Anayasası, işçiler için adeta yeni bir nefes oldu. Sendikalar Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte işçiler, işverenler karşısında dik durabilecekleri yasal bir zemine kavuştu. Bu ışık, beraberinde efsanevi direnişleri getirdi:
1963 ve 1968 Kavel Kablo direnişleri,
1968 Derbi ve Singer fabrika işgalleri,
1969 Türk Demirdöküm fabrika işgali,
1970 Sungurlar Kazan ve 1971 Gislaved Fabrika eylemleri...
Bu eylemler, emek mücadelesinin ancak birlik olmaktan geçtiğini kanıtladı. Kemal Türkler önderliğindeki Türkiye MADEN-İŞ ve DİSK Konfederasyonu, "işbirlikçi" sendikal anlayışa karşı çıkarak sınıf sendikacılığını savundu. DİSK’in çalışma koşullarını iyileştirme ve ücret artışı konusundaki başarıları her geçen gün güçlenmesine yol açtı.
15-16 Haziran: Kadim Direniş Şehirde
DİSK’in bu yükselişi dönemin Demirel iktidarını rahatsız etti. Hükumetin, DİSK’in fiilenkapanmasına yol açacak bir yasa hazırlığına girişince, işçiler 14 Haziran 1970'te direnme kararı aldı. 15 ve 16 Haziran tarihlerinde yüzlerce fabrikada çarklar durdu; işçiler marşlar söyleyerek sokaklara döküldü. Sıkıyönetim ilan edilip yöneticiler tutuklansa da geri adım atılmadı. Anayasaya aykırı olan bu yasa tasarısı sonunda geri çekildi ve işçiler demokratik mücadelelerini kazandılar.
Yoksulluktan Onurlu Bir Geleceğe
Köyden kente göçen o yoksul köylü gençler, artık sanayi işçiliğinin vasıflarını öğrenmişlerdi. Orhan Veli’nin o meşhur dizelerindeki delikler;
Cep delik, cepken delik,
Kol delik, mintan delik,
Yen delik, kaftan delik,
Kevgir misin be kardeşlik!
artık sadece bir yoksulluk tasviri değil, sistemin gediklerini de temsil ediyordu. Ancak köylerden şehre taşınan çok değerli bir şey daha vardı: Anadolu köylüsünün kadim ve sabırlı direnme gücü.
Cebi, Cepkeni Deliklilerden Başı Diklere
Yıllarca eşkiyalara, işgalci Fransız’a, İngiliz’e ve Yunan’a direnen o ruh, şimdi fabrikaların isli dumanı ve makine gürültüsüyle harmanlanıyordu. İşçiler artık sadece üstlerindeki yırtıkları yamayan mahcup köylüler değil; aileleriyle birlikte Kavel’in grev nöbetinde, döküm fabrikasındaki potanın başında, Elektrometal Fabrikası uzun grevinde Genel Müdür Özal'ın yakasına yapışan ve 15-16 Haziran barikatlarında "Hak verilmez, alınır" diyen, kendi kaderlerinin mimarı olmuş, sınıfının birer neferiydi..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder