Bugün 27 Mayıs: Kimilerine göre bir devrim.
Kimilerine göre ise ''askeri cunta'' tarafından yapılan bir darbe,
Menderes döneminin son bulduğu tarih. 1950 yılında yapılan seçimlerde büyük bir parıltı ve gösterİşlerle iktidar olan Menderes, 1960 yılında yapılan askeri hareketler ile iktidardan düşürüldü.
Konumuz elbette bu değil.
1950 seçimler öncesi hemen her konuda büyük vaatlerde bulunan Menderes, sendikacılık konularında da en başta işçilere grev hakkı verme sözünü vermişti. İşte bu vaatlerle özellikle de ''Grev hakkı'' vaadiyle iktidara gelen Demokrat Parti ve onun lideri Menderes verdiği sözü tutmadı.
SENDİKACILIKTA GEL GİT DÖNEMİ
Verdiği sözü tutmaması bir yana, 10 yıllık sürede sendikal hareketleri tamamıyle devlet kontrolüne aldı. Bu dönemde Türk sendikacılığı çokça gel gitler yaşadı. Dolayısı ile Menderes, işçi sınıfına iktidarı döneminde sendikal açıdan tam bir kıskaç yaşattı.
Yani 1950-1960 dönemi ''sendikal haklar ve demokratik özgürlükler'' açısından oldukça çalkantılıydı. Vaatler, kısıtlama ve yasakların içiçe geçtiği bu yıllarda sendikalar emekleme dönemini yaşar gibiydi. Emekleme dönemindeki sendikacılığımız, bu baskıcı vesayetin gölgesinde büyük bedeller ödedi.
TÜRK İŞ KURULUYOR
Vadedilen ''grev hakkı''rafa kaldırıldı. İşçi sınıfı ve onun sendikalarının siyaset ve partilerle organik bağ kurmaları yasağını taviz vermeden devam ettirdi. Bu yılların en önemli gelişmesi 1952 tarihinde Türk- İş Konfederasyonunun kurulmasıydı. Devlet, Konfederayonunun kurulmasına adeta destek oldu. Fakat iktidar tarafından ''partiler üstü'' politika izlenmesi yönünde baskı yaparak devlet kontrölünde kalmasını sağlıyordu. Elbette bu durum işçi üzerinde umut ve hayal kırıklığı yaratmaya devam ediyordu.
ANTİDEMOKRATİK UYGULAMALAR
Menderes hükumeti 1954 seçimlerinden sonra tam olarak otoriterleşme durumuna geçti. Bizden olanlar ve olmayanları ayrıştırmak için ''vatan cephesi'' adlı bir kuruluş yarattı. Bu yapıya sendikaların da dahil edilmesi için sürekli baskı yapıldı. İşçilerin masumca sokağa çıkarak hak aramaları, "kamu düzenini bozma" gerekçesiyle sert önlemlerle ve polis müdahalesiyle karşılanıyordu.
SENDİKAL VESAYET
Sendika yönetimlerinin koltuklarını korumaya yönelik çabalarının arttığı, siyasi iktidarın ise sendikaları tam olarak kontrol etme ve uygulama dönemi yaşanıyordu. Tabanın söz ve karar sahibi olma ilkesi saman altına itilmiş,görünmez olmuştu.
Sendikalar bu dönemde de özgür olamadı, haktan ve halktan yana seçilmiş kişi ve yönetimlerin değil, sanki durum egemen güç, işveren ve siyasi yapıların kontrolüne girmesi gibi bir vesayet dönemiydi!!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder