TÜRK-İŞ Genel Başkanı, yaklaşık 200.000 kamu işçisini ilgilendiren toplu iş sözleşmesi sürecinde anlaşmanın sağlandığını açıkladı. Zam oranının 2019 yılı için yüzde 8+4, 2020 yılı içinse yüzde 3+3 olarak belirlendiği belirtildi.
Televizyon, yazılı basın ve özellikle sosyal medyada TÜRK-İŞ Başkanı Atalay, bugüne kadar görülmemiş biçimde eleştiriye uğradı. Rivayet edilirki; Görüşmeler sırasında Çalışma Bakanına dönerek kısık bir sesle "Uzasa işi karıştıracağız. En azından kapattım böylece" dediği belirtilen sözleri çokça tepki aldı.
Bilindiği üzere TÜRK-İŞ masaya yüzde 15 zam teklifi ile oturmuştu. Görülüyor ki imzalanan sözleşme ile alınanlar, teklifin ancak yarısı gibidir. TÜRK-İŞ Başkanı Ergün Atalay, “Söyleyecek bir şeyim yok, imza atacağım” dedi.DAĞ FARE DOĞURDU MU?
Son güne kadar "Grevden başka çaremiz kalmadı; Zonguldak maden işçileri ve Darphane işçileri greve çıkacaklar," diyen TÜRK-İŞ Başkanı, "Sendika başkanları ile beraber karar verdik, söyleyecek bir şeyim yok, imza atacağım,” diyerek hem kendi anlayışını hem de diğer yöneticilerin kararını belirtmiş oldu.
Demek oluyor ki akıllarında ve kararlılıklarında gerçekten bir eylem fikri bulunmayanların söylemleri, çoğu zaman bir şey ifade etmiyor.
Evet, grev sendikal bir eylemdir. Menfaat grevi, hak grevi gibi türleri de vardır. Bilindiği üzere 1982 Cunta Anayasası ile işçilerin bu en tabii hakları da tırpanlandı. İş hayatında eylem deyince çoğu insanın aklına, hemen her zaman grev gelir...
Göğsünüzü gere gere, içinize sinen, işçinin onay verdiği ve işçi kamuoyunun kabullendiği bir toplu iş sözleşmesi imzaladıysanız mesele yok.
Acaba öyle mi oldu?
Bakın Yalçın Bayer, 14 Ağustos 2019 tarihli Hürriyet'teki yazısının bir bölümünde, "Türk-İş bugüne kadar mücadeleci değil, sürekli uzlaşan bir konfederasyon olmuştur ve gene yanıltmadı," diyerek TÜRK-İŞ'in ana vasfını ve uzlaşmacı tavrını tek cümleyle özetliyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder