17 Mart 2025 Pazartesi

İŞ KAZALARI VE KOPAN PARMAKLAR

Şişli İlçesinin, bir zamanlar dut bahçeleriyle meşhur olan yemyeşil bir bölgesi vardı. Abide-i  Hürriyet Tepesi, Feriköy ve Kurtuluş Mahalleleriyle komşu olan bu yemyeşil dutluk bölgeye Padişah II. Abdülhamit Döneminde 1890 Yılında İsviçreli Adolf ve Walter Bomonti adındaki iki kardeşe bir bira fabrikası yaptırılıyor. Yeşil örtüsü ile ünlü burası, bundan böyle BOMONTİ adıyla anılmaya başlanıyor ve bu defa bira bahçesiyle ünleniyor.

Şişli'den Çağlayan'a doğru uzanan yol üzerindeki bu Bomonti Bira Bahçesi uzun yıllar İstanbul'lulara hizmet etti. Masaya getirilen ahşap fıçılar içindeki biralar yine ahşap ve cam kupalarla gelenlere sunulurdu..

Bira Fabrikasının kurulması ile birlikte bu bölge yavaş yavaş yerleşim bölgesi haline de

gelmeye  başladı. Ufak çapta atölyeler gibi üretimhaneler kurulmaya başlanan bu bölgeye, kısa süre sonra elli, yüz ve daha fazla sayıda işçinin çalıştığı metal işkolu ile lastik, plastik ve tekstil işkollarına ait küçüklü büyüklü fabrikalar ve pres, dökümhane ve dokuma atölyeleri gibi üretimhanelerin yapıldığı görülmeye başlandı. 

Bomonti, kısa zaman içinde özellikle de, hemen her fabrika makinasının tamirinde, gerekli olan parçaların preslendiği veya dökümlerinin yapıldığı çok sayıda pres ve dökümhanelerin kurulduğu, küçük işyerlerinin merkezi haline getirilmişti.

1950-1960 yıllarında metal işkolunda Sezai Selah Makine ve Omega Kilit gibi, Lastik İş kolunda ise Güneş Plastik gibi fabrikalar burada kuruluyordu. 

SSK tarafındandan 1979 tarihinde yaptırılan, 2005 Yılında ise kapatılan, ülkemiz ilaç ihtiyacının % 20 sini karşılayabilen SSK'nın tek ilaç fabrikası da burada kuruluydu. İstanbul Çorap Fabrikası, Kondor Radyo Fabrikası, Kervan Sineması da burada Bomonti ismiyle adeta özdeşleşmiş gibiydi. Yanlış hatırlamıyorsam İltaş veya İlsan adında özel sektöre ait büyük bir ilaç fabrikası burada faaliyete geçirilmişti. 

1960 lı yıllardan sonra apartman inşaatlarıyla da meşhur olan bölgeye, daha çok Rum, Musevi ve Ermeni vatandaşlarımızın rağbet ettikleri görülüyordu. Hanımefendi adını alan sokakta, *Zeki Müren de üç apartman yaptırmış (Müren - Alınteri ve Helal Apartmanları) ve bunların birinde bir süre oturmuştur. 

KOPAN PARMAKLAR

Okulların tatil olduğu yaz aylarında, öğrencilerin cep harçlıklarının kendileri tarafından kazanılması elbette çok önemliydi. Yukarda belirttiğimiz pres ve dökümhaneler okul çocukları ile köyünden çalışmak için İstanbula gelen gençlerin daha kolay iş bulabildikleri işletmelerdi. İşbaşı yaptırılır presin nasıl çalıştırılacağı şöyle çabucak anlatılır ve imalata geçilir. 1955 veya 56 yaz tatilinde ben de 15-20 gün bir pres atölyesinde çırak olarak çalışmıştım.

O tarihlerde böyle küçük işletmelerin bir çoğunda patronlar çalışanları hemen sigortalı yaptırmazlardı. Pres ve döküm yapılan küçük işletmelerde kazalar eksik olmazdı. Döküm yapılan yerlerde el ve ayak yanıkları, preshanelerde ise parmak ve el kesikleri çok sık görülürdü. Bu yüzden Bölge Çalışma Müdürlüklerine, SSKurumuna, Valiliklere şikayet ve ihbarlar yapılırdı. Nedenlerinin başında eğitimsizliğin ve iş güvenliğinin tam olarak uygulanmadığı işletmelerde tabiatıyle kazalar da çok sık oluyordu. Otobüslerde, tramvaylarda yolcular arasında ve günlük hayatta parmakları kesik(kopuk) insanları görürdük. 

Eyüp, Silahtarağa, Şişli, Sarıyer, Beyoğlu, Beşiktaş Bölgeleririnden sorumlu şube başkanı iken, zannediyorum 1965 veya 1966 Yıllarıydı. Bomonti'de faaliyet gösteren, o yıllarda ismi kamuoyu tarafından oldukçe bilinen bir kilit fabrikasına işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda yetkili komisyon olarak teftişe gitmiştik. O yıllarda valiliğin uygun bulduğu durumlarda teftişler yapılabiliniyordu. Çalışma Bakanlığı iş müfettişinin başkanlığında, işçi ve işveren temsilcisinden oluşan üç kişilik komisyonun bu teftişinde işçi temsilcisi olarak ben görevlendirilmiştim. 

Köyünden yeni gelmiş ve bu kilit fabrikasınıda işe başlamış birinin şikayeti üzerine iş müfettişinin çağırısı üzerine vilayette toplandık. Fabrikada gerekli incelemeleri yapmak üzere hangi tarihte habersiz olarak gideceğimizi kararlaştırdık. Teftişe gittiğimiz gün fabrikanın kapalı olduğunu görmüştük!!!





QQQQQQ



Bomonti Bira Fabrikası ve Bomonti Bira Bahçesi


Şişli ilçesinin, bir zamanlar dut bahçeleriyle meşhur olan yemyeşil bir bölgesi vardı. Abide-i Hürriyet Tepesi, Feriköy ve Kurtuluş mahalleleriyle komşu olan bu yemyeşil dutluk bölgede, Padişah II. Abdülhamit döneminde, 1890 yılında İsviçreli Adolf ve Walter Bomonti adındaki iki kardeşe bir bira fabrikası kurduruluyor. Yeşil örtüsü ile ünlü burası, bundan böyle Bomonti adıyla anılmaya başlıyor ve bu defa bira bahçesiyle ünleniyor.

Şişli'den Çağlayan'a doğru uzanan yol üzerindeki bu Bomonti Bira Bahçesi uzun yıllar İstanbullulara hizmet etti. Masaya getirilen ahşap fıçılar içindeki biralar, yine ahşap ve cam kupalarla gelenlere sunulurdu.


Bira fabrikasının kurulması ile birlikte bu bölge yavaş yavaş yerleşim yeri haline de gelmeye başladı. Ufak çapta atölyelerin açıldığı bölgede, kısa süre sonra elli, yüz ve daha fazla sayıda işçinin çalıştığı metal, lastik, plastik ve tekstil işkollarına ait küçüklü büyüklü fabrikalar yükseldi; pres, dökümhane ve dokuma atölyeleri kuruldu. Bomonti, kısa zaman içinde özellikle de hemen her fabrika makinesinin tamirinde gerekli olan parçaların preslendiği veya döküldüğü çok sayıda işletmenin, küçük işyerlerinin merkezi haline geldi.


1950-1960 yıllarında metal işkolunda Sezai Selah Makine ve Omega Kilit gibi, lastik işkolunda ise Güneş Plastik gibi fabrikalar burada kuruluydu. SSK tarafından 1979 tarihinde yaptırılan, 2005 yılında ise kapatılan ve ülkemiz ilaç ihtiyacının %20'sini karşılayabilen SSK'nın tek ilaç fabrikası da buradaydı. İstanbul Çorap Fabrikası, Kondor Radyo Fabrikası ve Kervan Sineması da burada Bomonti ismiyle adeta özdeşleşmiş gibiydi. Yanlış hatırlamıyorsam İlsan adında özel sektöre ait büyük bir ilaç fabrikası da yine burada faaliyete geçirilmişti.


1960'lı yıllardan apartman inşaatlarıyla da parlayan bölgeye, daha çok Rum, Musevi ve Ermeni vevatandaşlarımızın rağbet ettikleri görülüyordu. Hanımefendi adını alan sokakta, Zeki Müren de üç tane apartman yaptırmış (Müren, Alınteri ve Helal apartmanları) ve bunların birinde bir süre oturmuştur.*


KOPAN PARMAKLAR


Okulların tatil olduğu yaz aylarında, öğrencilerin cep harçlıklarını kendilerinin kazanması elbette çok önemliydi. Yukarıda belirttiğimiz pres ve dökümhaneler, okul çocukları ile köyünden çalışmak için İstanbul’a gelen gençlerin daha kolay iş bulabildikleri işletmelerdi. İşbaşı yaptırılır, presin nasıl çalıştırılacağı şöyle çabucak anlatılır ve imalata geçilirdi. 1955 veya 1956 yaz tatilinde ben de 15-20 gün bir pres atölyesinde çırak olarak çalışmıştım.


O tarihlerde böyle küçük işletmelerin birçoğunda patronlar çalışanları hemen sigortalı yaptırmazlardı. Pres ve döküm yapılan işletmelerde kazalar eksik olmazdı. Dökümhanelerde el ve ayak yanıkları, preshanelerde ise parmak ve el kesikleri çok sık görülürdü. Bu yüzden Bölge Çalışma müdürlüklerine, SSK’ye ve valiliklere şikayet ile ihbarlar yapılırdı. Eğitimsizliğin ve iş güvenliğinin tam olarak uygulanmamasının doğal bir sonucu olarak kazalar çok sık yaşanıyordu. Otobüslerde, tramvaylarda yolcular arasında ve günlük hayatta parmakları kesik (kopuk) insanları sıkça görürdük.

Bomonti Bira Fabrikası


Eyüp, Silahtarağa, Şişli, Sarıyer, Beyoğlu, Beşiktaş bölgelerinden sorumluT.Maden-İş Sendikası şube başkanı iken, zannediyorum 1965 veya 1966 yıllarıydı. Bomonti'de faaliyet gösteren ve o yıllarda ismi kamuoyu tarafından oldukça bilinen bir kilit fabrikasına, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda yetkili komisyon olarak teftişe gitmiştik. O yıllarda valiliğin uygun bulduğu durumlarda bu teftişler yapılabiliyordu. Çalışma Bakanlığı iş müfettişinin başkanlığında; işçi ve işveren temsilcisinden oluşan üç kişilik komisyonun bu teftişinde, işçi temsilcisi olarak ben görevlendirilmiştim.


Köyünden yeni gelmiş ve bu kilit fabrikasında işe başlamış bir işçinin şikayeti üzerine, iş müfettişinin çağrısıyla vilayette toplandık. Fabrikada gerekli incelemeleri yapmak üzere hangi tarihte habersiz olarak gideceğimizi kararlaştırdık. Teftişe gittiğimiz gün fabrikanın kapalı olduğunu gördük.


Vilayette yaptığımız o gizli toplantıdan İşveren Sendikası temsilcisi veya Bölge Çalışma Müdürlüğü bürokrasisinden bir şekilde işverene haber gitmiş olabilir mi? O yıllarda köklü ve kamuoyunda bilinen fabrika sahipleri bürokrasi ile yakın ilişkilere sahipti herhalde!





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder